Çok çarpıcı cümlelerle başlayan romanımız mutsuzlukla kuşatılmış bir ailenin sırlarla dolu dünyasını anlatıyor. 1 anne-baba, 3 oğul ve 3 gelinin dilinden yazılmış bölümler sayesinde, her birinin zihnindeki karmaşaya yakından tanık oluyoruz. Her birinin ayrı bir isyanı, anlam arayışı ve sırrı var. Ve mikrofon kime geçse olaylara bakış açınız değişiyor, empatiniz başka yöne kayıyor.
Aile ilişkilerinin çok gerçekçi aktarıldığı, ince detaylarla örülmüş; yer yer gülümseten, yer yer çıkmaza sokan, kimi zaman da gözleri dolduran bir roman. Okurken sürekli kimsenin hayatının göründüğü gibi olmadığını düşünüp durdum. Kapanmayan yaralar, sessizce taşınan yükler, paylaşılamayan pişmanlıklar ve daha fazlasıyla yüklü olabilir insan.
Bu aile trajedisinin beni bu kadar etkilemesinin sebebi belki de yüzüme çarpa çarpa şunu söylemesiydi: İnsan en yakınlarına yabancılaştığında, en büyük kabusunu yaşar.
Bir solukta okuyabileceğiniz 200 sayfalık bir metin, hala okumayan varsa mutlaka tavsiye ederim