Hanne

7/10
·175 syf.··
2025 47. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2025 12:45
Asker ile Denizci bir annenin oğluyla konuşur gibi içini döktüğü çok gerçek ve çarpıcı bir metin. Çoğu kadın evliliğinin ilk zamanlarını güzel hatırlasa da, çocuk geldikten sonra hayatının ve kocasıyla ilişkisinin büyük değişimlere uğradığını söyler. Annelerin dünyası artık bebeğe odaklanırken kocalar bu ilişkiye dahil olmadıysa çoğu zaman onların ihtiyaçlarını fark etmez hale gelirler. Roman tam olarak böyle bir çifti anlatıyor. Kadın, bebeğinin günlük ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken kendine zaman ayırmayı bırak, ev işlerini bile tamamlamakta zorlanıyor. Karısının günden güne kaybolduğunu fark etmeyen koca, yanlarında olduğu anlarda ise annenin bebeğine gösterdiği ilginin yarısını bile göstermiyor. Sürece desteği sadece uzaktan karısına akıl vermek oluyor. Eminim hepimizin çevresinde vardır bu baba/kocalar. Bu kitaptaki de en az onlar kadar sinir bozucu. Metni bu kadar etkileyici kılansa bence şu: Yeni anne olmuş bir kadının tükenmişlik yaşarken aynı anda oğluna olan şefkati çok gerçek ve yakıcı. Bireysel kimliğini kaybettiği için şikayet ederken bile bebeğine olan sevgisinden eksilir diye suçluluk duyuyor. Anne olmanın adanmışlığı hep bir adım önde gidiyor. Annelerin uzaktan görünmeyen kaygıları, çaresizlikleri, suçlulukları, toplumsal yükleri ve daha fazlasına dair derin bir roman. Beni okurken çok yordu. Annenin bebeğiyle olan karmaşık günleri, kocanın sürece olmayan katkısından çok tetiklendim. Kitabı kapatıp hayatıma devam edebildiğim için şükrettim. Tam da bu yüzden bu kitabı asıl erkekler okumalı diyebilirim.
Asker ile DenizciClaire Kilroy · Yapı Kredi Yayınları · 2025979 okunma
Reklam
8/10
·213 syf.··
2025 44. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2025 12:23
Florida’da eski bir okulun bulunduğu alana yeni bir şirket binası yapılacaktır. Ancak inşaat öncesi yapılan kazılarda ceset kalıntılarına rastlanır. Ve arkeologların araştırmaları, toprağın altında gizli bir mezarlığı ve onunla birlikte yıllarca gizlenmiş bir gerçeği ortaya çıkarır: Nickel Okulu. Nickel, küçük suçlara karışan çocukların “eğitilmek” üzere gönderildiği bir ıslah evidir. Ancak kapısından giren çocukları eğitim değil, sistematik şiddet, ırkçılık ve istismar bekliyordur. Colson Whitehead’in 2020 Pulitzer Edebiyat Ödülü’nü kazanan Nickel Çocukları romanı, bu acı gerçeği Elwood adlı bir çocuğun hikâyesi üzerinden anlatıyor. Elwood, Martin Luther King’in sözlerinden ilham almış, inançlı, disiplinli ve idealleri olan bir gençtir. Ancak bir yanlış anlaşılma sonucu Nickel’e gönderilir. Oranın gerçekliği inandığı her şeyi yerle bir eder. Elwood’un önünde iki seçenek vardır: Ya sessiz kalıp kurallara uyacak ve belki bir gün oradan çıkacaktır. Ya da inandığı değerleri savunmak uğruna direnecektir. Yazarın dili sade ama etkileyici; olayları abartmadan anlatıyor ama etkisi uzun sürüyor. Özellikle kitabın finalinde sarsıcı bir son sizi bekliyor.
Nickel ÇocuklarıColson Whitehead · Siren Yayınları · 2019900 okunma
9/10
·200 syf.··
2025 45. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 00:00
Çok çarpıcı cümlelerle başlayan romanımız mutsuzlukla kuşatılmış bir ailenin sırlarla dolu dünyasını anlatıyor. 1 anne-baba, 3 oğul ve 3 gelinin dilinden yazılmış bölümler sayesinde, her birinin zihnindeki karmaşaya yakından tanık oluyoruz. Her birinin ayrı bir isyanı, anlam arayışı ve sırrı var. Ve mikrofon kime geçse olaylara bakış açınız değişiyor, empatiniz başka yöne kayıyor. Aile ilişkilerinin çok gerçekçi aktarıldığı, ince detaylarla örülmüş; yer yer gülümseten, yer yer çıkmaza sokan, kimi zaman da gözleri dolduran bir roman. Okurken sürekli kimsenin hayatının göründüğü gibi olmadığını düşünüp durdum. Kapanmayan yaralar, sessizce taşınan yükler, paylaşılamayan pişmanlıklar ve daha fazlasıyla yüklü olabilir insan. Bu aile trajedisinin beni bu kadar etkilemesinin sebebi belki de yüzüme çarpa çarpa şunu söylemesiydi: İnsan en yakınlarına yabancılaştığında, en büyük kabusunu yaşar. Bir solukta okuyabileceğiniz 200 sayfalık bir metin, hala okumayan varsa mutlaka tavsiye ederim
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,1bin okunma
4/10
·56 syf.··
2025 43. kitabı
25 dakika gibi bir sürede okudum. Yazarın dilimize çevrilmiş diğer eserlerini de keyifle okudum. Kendisini ve kalemini çok severim. Fakat bu metin bana hiçbir şey ifade etmedi. 2 ayrı öykü var ve ikisinde de pek bir derinlik yok açıkçası. Taslak olarak arşivden alınmış metinler diyebilirim. Okumazsanız hiçbir şey kaybetmezsiniz.
Neredesin Mathias?Agota Kristof · Can Yayınları · 2025552 okunma
8/10
·317 syf.··
2025 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2025 12:04
Kaybolan Bağlar, Britanyalı yazar ve gazeteci Johann Hari’den okuduğum ikinci kitap oldu. Öncesinde okuduğum Çalınan Dikkat kadar dönüştürücü ve öğretici olmasa da, önemli sorular sorduran, düşündüren bir metin. Kitap, ilk bölümlerinde depresyon tedavisinde sıkça başvurulan SSRI (Seçici Serotonin Geri Alım İnhibitörleri) grubu antidepresanlar ve bunlar üzerine yapılan çalışmaları ele alıyor. SSRI’lar, beyindeki serotonin düzeyini artırarak etki gösteriyor. Ancak Hari burada kritik bir soruyu gündeme getiriyor: “Depresyonun temel nedeni gerçekten serotonin eksikliği mi? Eğer bu konuda elimizde güçlü kanıtlar yoksa, neden bu eksiklik üzerinden tedavi geliştiriyoruz?” Hari, depresyonun sadece kimyasal bir dengesizlikten değil; aynı zamanda aidiyet eksikliği, anlam yitimi, yalnızlık, güvencesizlik gibi derin toplumsal ve duygusal boşluklardan kaynaklandığını savunuyor. Ve bu boşlukların da sadece bireysel çabalarla değil, kolektif çözümlerle giderilebileceğini söylüyor. Bu kitapta birçok insanın hikâyesine ve birçok uzmanın görüşüne yer vererek depresyonun ardındaki görünmeyen nedenleri irdelemekle kalmayıp çözüme götürecek yolda sinyaller veriyor. Kimi zaman metnin tekrara düştüğünü hissetsem de genel olarak güzel bir okumaydı. İlgililerine tavsiye ederim.
Kaybolan BağlarJohann Hari · Metis Yayınları · 20191,912 okunma
Reklam