Ruhumun çok fazla parçasını saçtım bu sokaklara ve çokça kalabalıktır özlemimin şu tepelerde çırılçıplak gezinen çocukları; onlardan vazgeçemem sorumluluk hissetmeden ve içim sızlamadan. Bugün çıkarıp attığım sırtımdan, bir giysi değil, kendi ellerimle parçaladığım ten. Ardımda bıraktığım, bir düşünce de değil, açlık ve susuzluğun tatlandırdığı bir yürek.
Hangisinde daha büyük bir kıvanç ve hürriyet vardır, bilemiyorum: İstediğin zaman tek başına çıkıp gitmek mi, yoksa uslu uslu, hiç itiraz etmeden kendini celladın ağır ellerine teslim etmek mi?