Bu roman sadece polisiye değil, insanın vicdanına dokunan sarsıcı bir hikaye. Cinayetten öte pedofili, çocuk istismarı, adaletin eksik yanlarının işlendiği sürekleyici bir yapıt. “Katil kim?” diye heyecanla okurken yüreğimin sıkıştığı ve ara verdiğim zamanlar oldu.
Bir çocuğun çığlığının kulaklarınızda yankısı gitmiyor.
Etkileyici, anlatımı akıcı güzel bir roman.
“İnsanı başkalarından daha fazla kendi yüzleşmeleri dehşete düşürür. Bu öyle derin bir dehşettir ki, en büyük düşmanınız bile üzerinizde bu kadar derin dehşet izleri bırakmayı başaramaz. Çünkü ortada ne suçlayacak bir başkası, ne de kaçacak bir gölge vardır. Gölgeyi yaratan tek şey insanın kendi bedeni ve bedenin içinde taşıdıklarıdır.”
“Gerçekliğinden kuşku duyulmayacak şeyler vardır. Onlar hiç sorgulanmadan olduğu gibi alınır, öylece korunur, onlara dokunulmaz. Hayatta yaşanan en büyük düşkırıklıkları ve depresyonlar da bu sorgulamadan kabul edilen, ‘doğuştan gerçek’ lerin yıkılmasıyla olur.”
“Adil olmak dünyanın en büyük eziyetidir. Ama bir defa muvaffak olursan, gözündeki perde kalkar, vicdanında körlük biter, artık hür olursun fakat bundan sonra bütün namussuzları çıplak görmek zorunda kalırsın. “