“Beni anlamanızı beklemiyorum, yanımda olmanızı da istiyor değilim. Sadece uyanın. Ey sıcak yataklarında derin uykularına dalmış insanlar, hepiniz uyanın. En azından bu kadarını yapın benim için,”
Tavanın sıvasındaki izlerden şekiller türetmeye koyuldum. Tıpkı çocukken bulutları bir şeylere benzetmek gibi. Hangi buluta baksam at görürdüm genelde. Artık bulutları değil tavanı izler oldum. Büyüdükçe gökyüzüne bakmayı da bırakıyor insan.
Çünkü kimse birbirini tanımak için sabretmiyor artık. Kimsenin kimseye ayıracak vakti yok. Oysa onu bir tanısanız, gözlerindeki hüznü bir görebilseniz. Kalbinde rengarenk çiçekler yetiştirir İsmail Abi.