Aptallığın Gizli Gücü: Neden Kötülükten Daha Tehlikeli?
Carlo Cipolla’nın “Aptallık Yasaları” bize rahatsız edici ama gerçek bir tablo sunuyor:
Aptallar her yerde, her sınıfta, her toplumda var. Üstelik sayıları çoğu zaman hafife alınıyor.
Kötü insanı az çok tanıyabiliriz: Çıkarı için hareket eder, hesap yapar, dolayısıyla tahmin edilebilir. Ama aptal insan öyle değildir. Ne kendi faydasını gözetir ne de başkasının… Hem kendine hem de etrafına zarar verir. Üstelik tamamen öngörülemezdir. Bu yüzden aptallık, kötülükten bile yıkıcıdır.
İşin tehlikeli tarafı, aptallığın bulaşıcı olmasıdır. Nörobilim bize şunu gösteriyor: Yanımızdakilerin davranışlarını beynimiz “ayna nöronlar” aracılığıyla kopyalar. Çevrendeki insanlar tembel, cahil ya da dar görüşlüyse, fark etmeden onlara benzemeye başlarsın. Ama yanına zeki, üretken birini koyduğunda beynin “modelleme” mekanizması devreye girer; başarılı davranışı taklit etmek istersin.
Benim kendi deneyimimde bu çok net oldu. Hep sıradan insanlarla çalışırken, içimdeki potansiyel tetiklenmemişti. Ta ki farklı düşünen, dikkatimi çeken biriyle tanışana kadar… Onun davranışlarını kopyalamaya başladım ve aslında kendi kapasitemin kapısı aralandı.
Sonuç?
Aptallık küçümsenecek bir şey değil; bulaşıcı, yıkıcı ve tehlikeli. Ama aynı şekilde zeka da bulaşır. Kendini kimlerle çevrelediğin, kim olmak istediğini büyük ölçüde belirler.
Kısacası: Yanındaki insanların toplamısın.