Hayatımız boyunca mutlu olmak istedik.
Durmadan sorguladık:
"Neden yaşıyoruz? Amacımız ne? Neden bir türlü mutlu olamıyoruz?"
Aradık…
Her yerde aradık.
Ama hiçbir şey bulamadık.
İşin en garip yanıysa şuydu:
Aradığımız şey hep yanı başımızdaydı.
Fark edemedik.
Sağlığımız vardı.
Annemiz, babamız, ailemiz...
Ama mutluluğu uzaklarda sandık.
Bir hedefte, bir başarıda, bir insanda...
Oysa mutluluk, annenin sana yaptığı o küçücük kurabiyedeydi.
Sahilde yürürken deniz kokusunu içine çekebilmekteydi.
Dalgaların ayaklarına vurduğu o anlık serinlikteydi.
Hiç fark ettin mi seni uzaktan izleyen engelli birini?
Yürüyemeyen, göremeyen, duyamayan birini?
Hayatı sorgulamak bir yana,
hayatı anlamlandıracak zihinsel gücü bile olmayan birini?
Ama sen yürüyebiliyorsun.
Görüyorsun.
Hissediyorsun.
Düşünebiliyorsun.