İslâm'ın kasdettiği barış, yalnızca İslâm akîdesine bağlı insanların yaşadığı sınırları belli olan bir toprak parçasının emniyeti biçimindeki ucuz barış değildir.O,dinin tamamının, tüm yeryüzünde sadece Allah'ın olduğu bir barışı hedefler.Bu öyle bir barıştır ki onda kulluğun her çeşidi, sırf Allah için yapılır.Ve insanlar Allah'ı bırakarak birbirlerini Rab edinmezler.Bu konuda hüküm,davetin ilk ve orta aşamalarına göre değil, Allah Teâlâ'nın buyrukları doğrultusunda İslâm'daki cihad hareketinin eriştiği son aşama esas alınarak verilmelidir.