Fiyodor, yeni bir iştiha ile devam etti:
-Evet, gevezelik ediyorum. Çünkü benim irademden daima sıyrılarak içime yerleşen bir
soytarı var. Ama zararsız bir soytarı. Bütün hayreti, başkalarını keyiflendirmek olan bir maskara.
Yalnız azizim Aleksandroviç aramızda bir fark görüyorum. Siz imansızsınız, ben inanıyorum.
Gerçi, bir zamanlar benim de şüphe ettiğim olurdu. Fakat, şimdi artık Allah’a inanıyor ve
göklerin benimle konuşmasını bekliyorum...
Hırçın kadın bu pislikten tiksinerek ihtiyar Grigori ye de bir şamar aşketti
ve yavruları götüreceğini söyledi.
―Grigori mükemmel bir uşak ruhuyla bu tokatı hazmetti ve çocukları arabaya kadar götürdü.
Generalin karısının önünde derin bir saygıyla eğildikten sonra:
-Allah, bu iyiliğinizin mükâfaatını versin! Dedi.
Kadın ise, Allaha ısmarladık yerine:
-Sen budalanın birisin!
Cümlesini bir başka tokat gibi savurarak uzaklaştı.
Medet bekliyorum vurduğu yerde,
Oralı olmuyor siyah gözlerin.
Gönlümü dağlıyor gördüğü yerde
Kanıma susamış silah gözlerin...
Her yalan sözüne iftira ekler,
Sayısız suçunu sırtıma yükler.
Cenneti müjdeler ibadet bekler,
Şeytanın taptığı ilah gözlerin...
Feryadım asılsız şikayet değil,
Laf değil,söz değil, rivayet değil,
Yetim hakkı değil,cinayet değil;
Korktuğum en büyük günah gözlerin...
İdam mahkumunun söz hakkı vardır
Bari son arzumu sorda öyle git
Arının çiçekte göz hakkı vardır
Bir buse için durda öyle git
Madem gidiyorsun bura son durak
Ne adres, ne mektup, ne resim bırak
Kendinden bir parça bir cisim bırak
Saçından birkaç tel verde öyle git
Ardımdan bir damla yaş dökeceksen
Adımı andıkça ah ah çekeceksen
Kabrime bir gonca gül dikeceksen
Ne olur yaşatma vurda öyle git