Saatler geçip gitmiştir. Bulutlar pembeleşmiş, terli ırgatlar bağlardan dönmektedirler. Ne kadar düşünsem boş. Yaratılış esrarının kör olmuş düğümünü çözmeme imkan yok. Çözer gibi olduğumu zannettiğim yerde tekrar düğümlediğimi görünce, esmerleşmiş kubbenin altında bitkin, iki yanıma sarkık kollarım, düşük omuzlarımla, çaresiz, şehri, ateş çemberinin içinde yollanıyordum.