Bir dergide En İyiler Köşesi editörü Abby’nin hayatı eski erkek arkadaşının ölümü ve daha önceki iki erkek arkadaşının da yaralanması ile tamamen değişir. Çünkü o artık bir cinayetin baş zanlısıdır. Cinayeti çözmeye çalışan polisle ikisinin bu süreçte yaşadıkları anlatılıyor.
Tipik bir aşk romanı, ancak bununla beraber oldukça akıcı. Romantik sevenlere tavsiye edilir.
Tek kelime ile muntazam bir kitap, tam bir rehber. Aslında her alanda Türkiye’nin nasıl yükseleceğini örneklendiriyor. Bunu da Türkçülüğü her ayrıntısıyla açıklayarak yapıyor.
Örneğin; Doğu ve Batı medeniyetinin ikisini birden almamız mümkün değildir, diyor. Hangisi daha ileride ise onu tatbik etmeli. Askeri ve tıp alanlarını örnek vermiş. Eğer, ikisi birden uygulanırsa bu ikiliğe sebep olur, diyor. İki türlü mahkeme, iki türlü eğitim, iki türlü vergi, iki türlü bütçe, iki türlü kanun..
Ayrıca Türkçülüğün halktan, Osmanlıcılığın devşirmelerden meydana geldiğini ve bu iki tarafın zamanında birbirini sevmediğini vurguluyor.
Batı medeniyetini Batı Roma; doğu medeniyetini Doğu Roma şekillendirmiştir . Yani şark medeniyeti dediğimiz aslında Bizans kalıntısıdır. Onu terk etmemiz aslında bir şey kaybettirmez, diyor.
Osmanlının dağılma sebeplerini kanıtlar sunarak açıklıyor. Çöküşün sebeplerinden en büyüğünün tebaanın kendi dillerine yoğunlaşması ile millet kavramının ortaya çıkmasına bağlıyor.
Türk dili ile ilgili çıkarımları olağanüstü.
Milli kültür üzerinde çok duruyor. Sürekli korunması ve geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Kitabın son cümlesi oldukça vurucu:
“Ey bugünün Türk genci! Bütün bu işlerin yapılması asırlardan beri seni bekliyor.”