" Hiç günahım yok. Bu cezaya çarptırılmamı gerektiren bir suç işlemedim. Kimseyi incitmedim. Çocuğumu dallarımın arasından alın ve bir sütnineye verin. Onu sık sık dallarımın arasına getirin. Onu burda emzirsinler. Yavrucuğum gölgemde koşup oynasın. Çocuğum konuşacak ve söz anlayacak yaşa gelince, beni 'anne' diye çağırsın; anasının bu ağaç olduğunu bilsin. Ama ağaçların dallarını yapraklarını koparmaktan sakınsın. Çünkü belki de her ağaç, benim gibi bir anadır."
" Gece denizde bir parlak yıldız görünce elimizi kayık güvertesine tutardık. Eğer elimizin gölgesi güverteye düşerse o yıldızın Venüs olduğunu anlardık. Çünkü gökten yalnız üç şey gölge salar. Güneş, ay ve Venüs yıldızı. Güzel, sevilir. Onun için Venüs aynı zamanda sevgi tanrıçası oldu. Tanrıçaların en güzeli olan Venüs böylece sabah yıldızı gibi Doğu Akdeniz'in kaymak lülelesi gibi bembeyaz köpüklerinden doğdu."
" Her aklı başında ve başı yerinde insan bilir ki Artemis ve Apollon gibi Tanrılar hiçbir zaman varolmadılar. Onlar salt, insan hayalinin eseridirler. Fakat insanların inandıkları bu Tanrılar, insanların ulaştıkları düşüncenin yüksekliğini gösterir. Tanrılar insan hayalinin uydurmasıdır ama insanlar uydurma değil, gerçek insanlardır."
" Bu kıyılarda yol bile kendisini denizden ayıramaz... Bir buruna gelince, biraz içerilere sapıverse bile, bunu aşınca hemen denizin kıyısına koşar... Buralardaki evler, ağaçlar deniz kıyılarına üşüşmüşlerdir. Sanki kimisi başını uzatmış su içiyor, kimisi ayaklarını yıkıyor, kimisi de yüzüyordur denizde..."
"Ellerinizi suya batırın... Vücudunuz karanlıklarda görünmez; ama suya batırdığınız eliniz, ay hamurunun içindedir. Kendinizi kaldırıp denize atın... Tepeden tırnağa vücudunuz ışık olur. Yakamozlar içinde gömülü bir nur parçası olursunuz. Bir alev burgacı döner denizde. Elinizi, bacağınızı denize sallayın... Karanlık sularda saman yolları yaratırsınız."