Kitabın içeriğini çok önceden görmüş ve mutlaka okumalıyım demiştim. Kitabın dizisininde olduğunu öğrenmiş, kitabı bitirdikten sonra izlemeyi düşünmüştüm. Ancak oradan kurtulmuşken tekrar oraya girmeyi istemiyorum, en azından şimdilik.
Kitap feminist distopyası olarak nitelendirilmiş. Pek feministçe gelmedi ama sanırım sistemin kadınlar üzerinden kurulmuş olması yüzünden böyle bir nitelendirilmeye gidilmiş. Femistlik eşitlik ister. Burada ise kadınlara kadınlar vasıtasıyla onların üstün olduğu söylenirken aslında evcil hayvan konumuna konulmuş. Yönetim tabi ki de erkekler. Bütün bu kabus onlarla denetleniyor ama kadınlar tarafından destekleniyor. En üst konumda eşler bulunuyor. Sonrasında evlat edinilmiş kızlar, teyzeler, margaritalar, damızlık kızlar, kolonilerde çok ağır işlerde çalışan kadınlar ve 3 yıl içinde öleceğinizin beklendiği bu kolonilerde olmaktansa fahişeliği seçmek zorunda olanlar. Radyasyon, çevre kirliliği gibi etmenlerden artık çoğunluğun kısır olduğu toplumda doğurabilen kadınlar damızlık kız olarak seçiliyor. Devlet için, insanlık için doğurmaları gerekiyor. Kısır kelimesi kadınlar için kullanılırken erkekler için kullanmak yasak, sanki bu çevresel kirlilik yalnızca kadınları etkilemişçesine. Damızlık kızlar yaşları epey geçmiş olan üst kademe olarak kabul edilen komutanlara tahsis ediliyor. Hamile kalmak için belirli bir süreleri var. Hamile kalamazlarsa sebep klasik olarak onlardan biliniyor. Eğer ki bu süre içerisinde doğurabilirlerse hiçbir şeyin kendilerine ait olmadığı gibi çocukta damızlık kıza ait değil.
Teröristlerce öldürülmüş olarak gösterilen başkan ardından boş kalan yönetime Gilead rejimi geliyor. İlk yaptıkları kadınların banka hesaplarına el koymak olan rejim sonrasında tüm kadınları topluyorlar. Damızlık kızları önce özel kamplara
Etkili bir totaliter sistemi ya da aslında herhangi bir sistem kurmak için, kaldırdıklarınızın yerine başka çıkarlar ve özgürlükler sunmanız gerekir, en azından ayrıcalıklı bir azınlığa.