Başlangıçta; “böyle düşünmemeliyim.“ Ya da “böyle yapmamalıyım.“ Diye inanıp tepki gösterdiklerimi, bu inancımın gücü engellemeye yetmemişse, her düşünce ya da davranış tekrarında alışma yolunda bir adım daha atmış olurum. Böylece alışkanlıkların giderek bana tanıdık ve sempatik gelmeye başlar. Hatta zamanla onları sever ve benimsedim. Bu durumda artık ben teorik olarak; “evet şunlar şunlar değişmeli…“ Desem de görüyorum ki hemen ardından; “fakat şu sebeple ben öyle davranmaya başladım.“ Gibi açıklama cümleleri sabırsızlanıyor, ağzından çıkmak için.
"İnsanı insan yapan, yüzüne güzellik katan ve onu sevdiren tek şey kalbinin temizliğidir. Yoksa hepimiz aynıyız, etten ve kemikten oluşmuş bedenleriz. Bizi birbirimizden ayıran tek şey kalplerimizin özelliğidir. Eğer temiz ve güzel bir kalbiniz varsa, bu dışınıza yansır. Fakat kararmış, herkesin kötülüğünü isteyen, kıskanç biriyseniz, kalbinizin kötülüğü yine yüzünüze yansır. Ve dünyalar güzeli olsanız bile, kalbinizin karanlığı güzelliğinize gölge düşürecektir."
''Her halkın içinden hem büyük şahsiyetler hem de aşağılık insanlar çıkabilmektedir. Bunlardan hangisinin iktidara geleceğini belirleyen temel etken halk kitlelerine hakim olan ruh halidir.''
''Burada hepimizin hayatı ve çalışmaları sorgulanmaktadır aslında. Kendi ülkemizde ne işle meşgulüz, halkımızın kaderinde nasıl bir rol üstleniyoruz?''