Zeynep Nur Sevimli

Zeynep Nur Sevimli
Bir hayatta bin hayatı deneyimlemek için
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
Bir kaçış hikayesi. İki sevgilinin yurtlarından kaçışı. Ölümden, tutsaklıktan kaçış. Gerçeklerden kaçış. Bir nevi de erteleme hikayesi. Gerçeklerin ortaya çıkışını erteleme, vuslatı erteleme. Aşk yüzünden… Osmanlı başkenti, Sultan Ahmet ve Safiye Sultan saltanatı, Sultan Ahmet Camii inşaatı süreciyle harmanlanmış bir hikaye. İskender Pala’nın hikaye gerçek olabilir mi diye sorgulatan anlatımıyla okuyacağınız bir kitap. İskender Pala en beğendiğim yazarlardan. Çünkü; dünyevi ve uhrevi aşk üzerine yoğunlaşması, hikayelerindeki derin ruhsal analizleri, hiçbir hikayede tam bir taraf olamamamız, osmanlının çeşitli zamanlarına yolculuk yapmamızı sağlaması, manevi bir boyutu olduğunu her kitabında hissettirmesi… Hangisine daha çok üzüleyim, hangisine daha çok kızayım bilemediğim bir hikaye. İshak ve Gunala kendi sevgilerini ikisinin sevgisinden daha kutsal kabul etmelerine mi kızayım? Aşıkların bir araya gelişini engellemelerine mi kızayım? Kaknusia’nın Bahşının hatırasına sahip çıkıp onu hiç aramamasına mı kızayım? Dönemde bir kadın olarak ne kadar arayabilirdi ki? Sanırım bu hikayede en çok Bahşıya üzüldüm. Senelerce sağ ya da ölü sevdiğini aramış. Kendisine, senin esirinim, diyen bir kadının onun aşkına saygısızlığını öğrenmiş. Kızını hiç sahiplenememiş. Aşkına kavuşma kıyısında kaknusiayı kaybetmiş. Hayatının son anında dolaylı olarak kendisi yüzünden aşığının öldürüldüğünü öğrenmiş. Bazı sevgiler bizim idrakimizden büyüktür. İki aşığı kavuştursalar belki zamanla onlar vazgeçerlerdi. Gunala ve İshak’ın sevgisi; sevgiden ziyade daha çok takıntı. İshak hiç fiziksel zarar vermemiş olabilir ama sevdiğini sandığı kadının gözü önünde tuttuğu yası bile bile ona acımamış. Gunala umutsuzca aşkını arayıp her seferinde yıkılmasına göz yummuş. Aşklarının üstünlüklerini
Aşk Hikâyesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20245,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Nora Seed- Bayan Elm
Puan vermedi·282 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
Nora seed yaşamak için bir sebep göremediği bir zamanda kedisinin ölümünün üzerine intihar eder. Okurken sarsıldığım yer noranın kedinin ölmüş haline bakıp kıskanmış olmasıydı. Ölümü, kaygısızlık ve kurtuluş olarak algılıyordu. Kedisi kendisinin aksine kurtulmuştu. Kedisinin ölümü üzerine yazdığı yazı tam bir depresyon düşüncesi örneği. Nora Seed ölümün eşiğindeyken birçok hayat deneyimleme fırsatını yakalamıştı. Nora seed seninle farklı bir bağ kurduğumu hissediyorum ve kitabın bitmesiyle ayrılmış olmak içimi burkuyor. Hepimizin pişmanlıkları, acaba şunu farklı yapsaydım hayatım daha iyi olur muydu, dediği şeyler vardır. Noranın her versiyonunu, her yaşamını farklı şekilde sevdim. Ama her yeni kitapta oradan çıkacağını bilerek bunun neyin sebep olacağı merakıyla okudum. Çünkü mükemmel hayat yoktur. Dışarıdan bakıp özendiğimiz hayatlar içinde zorlukları, hayal kırıklıklarını, öfkeyi, yalnızlığı, kalabalıklar içinde yalnızlıkları barındırıyor. Pişmanlıklarımızın ardına sığınıp hem geçmişi daha karamsar hatırlıyor hem de geleceğin ışığını matlaştırıyoruz. Bugünümüzle ne yapacağımıza odaklanmak, isteklerimiz için fırsatlar oluşturmaya çalışmak, olmuyorsa belki farklı şeyler denemek gerekiyor. Ve en önemlisi kendimize öfke beslememek. Başka bir hayat yok. Ama başka bir gelecek olasılığı var. Kitapta istemenin aslında yoksunluk olarak değerlendirilmesi farklı bir bakış açısı kazandırdı. O hayatı, o insan olmayı değil de, o insanın hissettiği sevginin, ilginin, başarı duygusunun yoksunluğunu yaşıyoruz. Bu hayatımızda eksikliğini hissettiğimiz duyguya erişmek için önce yoksunluğumuzun farkına varmamız gerekiyor. Belki de şu gerçekleşse mutlu olurdum dediğimiz şeylerin bize mutluluk getirmemesi yoksunluğumuzun kaynağını farklı algılamamızdandır. Mutlu olmak ya da belirli bir
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,6bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2024 2. kitabı
Kitabı bir arkadaşımda görerek almıştım. Kitaptan beklentim ve karşılaştıklarım çok farklıydı. Öncelikle mukaddime bölümüne yer verilmiş olmasını beğendim. Kitap okurken üzerine not alıp, satırları çizen kesimdenim. Ancak bu kitapta o kadar çok yerine değerlendirmelerimi yazmışım ki şaşırdım. Ve kitabı okuduğuma bir parça pişman oldum. Şöyle ki kitap evliliğin tüm sorumluluğunu kadına yıkıyor. Erkeğe sadece doğru kadını bulmak kalıyor. Kadın mümkünse bir benliği olmadan evlenmeli ve eşinin her isteğine göre şekil almalı. Eşi sevinçliyse sevinçli olacak üzgünse üzgün olacak ve eşi öfkelenmesin diye uğraşacak. Ancak kadının da öfkelenebileceği akla gelmiyor. Kadınında kendine göre duygudurumu düşünceleri göz ardı ediliyor. Sonra günümüzde ailelerin kız çocuklarının ardında duruyor olması yazarı rahatsız etmiş. Diğer söylemlere katılmamakla beraber “ne yaparsan yap, ne kadar yanlış olursa olsun, senin yanındayız, bu kapı sana her zaman açık” söylemine her yanlışında yanında olmak dışında katılıyorum çünkü yazar “evimizden beyaz gelinlikle çıktığın gibi kocanın evinden de beyaz kefenle çıkasın.” düşüncesini güzellemiş. Evliliğin sorumlusu kadın olduğu gibi boşanmanın sorumlusu da kadın ve ailesi olmuş. Kitapta hep kadınlara evliliğe dair önerilerde bulunulmuş. Kız olarak, eş olarak, anne olarak ve kayınvalide olarak hep kadınlar tenkit edilmiş. Hayatı sadece anne ve eş olmak üzerine kurduktan sonra kadının kayınvalide olunca tutumu çok şaşırtıcı olmasa gerektir. Ve kadınları yastık müftüsü olarak nitelendirmesi, kadınlara başka alanlarda konuşmaya hak görülmemesiyle ilgili olabileceği, eşlerin birbirleriyle duygu, düşünce ve planlarını paylaşması gerekliliğini göz ardı ederek yapılmış gibi. Hem hayat ve ahiret arkadaşı arayıp hem de onun benliğini bu kadar yok saymayı
Helalini Arayan GençSelim Seyhan · Hüküm Kitap · 201898 okunma
Fatih Harbiye
Puan vermedi·128 syf.··
2023 5. kitabı
Kitaptala ilgili önce Neriman üzerine konuşmak istiyorum. Neriman’ın bu kadar histerik tepkiler vermesi ve bunun olağan karşılanması, yoğun bastırılmışlığın bir sonucu. Neriman iç dünyasında ne yaşarsa yaşasın, hakim olan babasının kurallarına uyduğu müddetçe bir sorun teşkil etmiyor. Bünyesi karşı çıkmak istediklerini dile getiriyor. Yazar; kadınlar zahire önem verir, gibi bir düşünceyi defalarca söylerken, Neriman’ın zihninde düşüncelerin olmadığını söylerken onu ötekileştirip ve kendi karakteriyle bağ kurmayı tam anlamıyla başaramamış. Neriman konuştuğunda, isteklerini paylaştığında karşılaştığı; küçümseme, aşağılamaya karşı benliğinin tepki veriyor oluşunun anlamını idrak edememiş. Sözler olmadan da vücut cevap veriyor. Çünkü ona hiçbir zaman tam anlamıyla sözlerini ortaya çıkarma fırsatı verilmemiş. Kitabın sonlarına doğru yapılan münakaşa da bile Neriman’ın düşüncesi ana unsur olarak sorulmuyor, söylediğini ya yerden yere vuracaklar ya da yüceltecekler. Düşüncesini genişletme, açıklama fırsatını ona vermiyorlar. Zihin yansımasından hiçbir şeyi anlamayan bir varlık olarak değerlendirilip kısıtlı bir hayat seçmesi istenen Neriman’ın münakaşa doğrudan kendisiyle alakalı bile olmasa kendisine en uç kötü sıfatları layık görmesine sebep olmazdı. Garplı olmayı isteyenlerinde alttan alta aşağılık olarak değerlendirilmesi de fazlaca ötekileştirici ve aslında kendine yabancılaşmaya yol açan bir tutum. Garbın tamamiyle kötülenmesi, Neriman’ın kendisini anlamayan bu gruba karşı yine de ılımlı yaklaşması hikayenin sonunu güçsüzleştiriyor. Bu durum kitapla kurduğum bağı zayıflattı, diyebilirim. Kitabın sonunda aslında hala anlaşılmayan bir Neriman var. Yarım kalmışlık var. Peyami Safa bir nevi öğretmen gibi hikaye üzerinden dersini veriyor. Neriman’ın şarkı temsil eden Şinasi
Edebiyat
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202057,2bin okunma
Dürdane Hanım
Puan vermedi
Ahmet Mithat’ın kendi doğruları doğrultusunda ders vermek amaçlı yazdığı bir eser. Döneminin ve bir parça bu dönemin düşüncelerini yansıtıyor. Dürdane hanım adında genç bir kızın aşk hayatı üzerinden vermiş olduğu yanlış karar ve Ulviye Hanım namı diğer Acem Ali Bey’in merakının hikayesi. Kitapta bir yerde genç kız için eğer kitap okuyor olsaydı insanların hallerini bilip bu kötü hal içine düşmemiş olacağı yazıyordu. Bilmek her zaman yanılmamak için engel teşkil etmiyor ne yazık ki. Ancak okumak yönünde hem kadınları hem erkekleri hedeflemiş olması o dönem şartlarını düşündüğümde dikkat çekici bir husus oldu. Zaten hikaye kadınları konu edinmesiyle eserin hedef kitlesinin kadınlar olduğu anlaşılıyor. Adalet, ceza, mahkumiyet üzerine düşünülmesini, bir suç olayında çok boyutlu bakılmasını teşvik ediyor. Açıkcası kitabı elime aldığımda sıkıcı, iyi kurgulanmamış olur da uzun sürede bitiririm diye düşünmüştüm. Beklentimin tam tersi bir kitap olduğunu gördüm. Olaylar birbiriyle bağlantılı, verilmek istenen mesaj hikayeye oturtulmuş, merak duygusu uyandırılmış, karakterlerin her biriyle bağ kurmamızın sağlandığı bir eserdi. Bir aralık, acaba Ahmet Mithat bu olaylara gerçekten şahit mi oldu, diye bile düşündüm. Hikaye kötü sonlamış ve kadın algısı benim algıma uyuşmasa da kitabı beğendiğimi söyleyebilirim. O dönemlerin eserlerindeki farklı havayı seviyor olmam bu eseri sevmeme etkisi olmuş da olabilir.
Edebiyat
Dürdane HanımAhmet Mithat Efendi · Kitap Zamanı Yayınları · 20092,904 okunma