İşimizi daha cazip kılan entelektüel ve fiziksel dinçlik duygusunu hissederse derhal çalışmaya başlayalım. Bu değerli anlar, güçlü alışkanlıklar edinme ve verimli çalışma ile kendinin efendisi olma gururunu iyice tadına varmak için kullanılabilir.
Çoğu insanda çok canlı bir duygu olan kibir, tüm iyi yerleşmiş duyguları, bilinçten tamamen uzaklaştırabilir. Neyin uygun neyin zarif görüneceğine dair hissettiğimiz duygular ise büyük çoğunlukla öz saygımız tarafından ortaya çıkarılır. Bu yabancılar, bilinc imize rahatça yerleşip gerçek duygularımızın üzerini örterler. Aynı, duvar önünde beliren bir hayaletin, sanki gerçek bir insanmışcesine etkili şekilde, Tanrı’yı gören insandan duvar kilimindeki desenleri saklamaya çalışması gibi. İşte böyle bir kendi kendine telkin sonucunda öğrenci, gençliğinin gerçek mutluluklarını, hayal ürünü zevkleri kurbağa eder. Kibrinin veya arkadaşlarının temposunu ortaya çıkardı diğer duyguların cazibesi yok olduğunda, bu zevkleri de tamamen değersiz bulur. Aynı sebepten, zevkleri ve düşük kapasiteleri onları yüzeysel yapan ve gerçek duygularının ne olduğunu öğrenmek için kendi derinliklerine inmeyen maddeci kişilerde pek çok ilgi alanları varmış gibi görünmesine rağmen çoğu zaman hayatlarının ortasına aptal ve sıkıcı hale gelirler. Geleneksel duyguları hissettiklerini hayal etmek gibi bir alışkanlık edinirler çünkü onların dünyasında hissediliyormuş gibi yapabilecek en uygun duygular onlardır. Ancak bu alışkanlık gerçek duyguları deneyimleme ihtimallerini öldürür.“ İnsanlar ne der?“ sorusuna boyuna yemek, hiçbir orijinalliği olmayan hoş ve kibar insanlar yaratır. Hepsi de başkalarının ellerindeki iplerle harekete geçen, güzel ve mekanik kuklalardır. En dehşet verici anlarda bile hissettikleri, sadece geleneksel duygulardır.