Bazı kitapların okunmak için zamanını beklediğine inanıyorum. Kumarbaz da hayatımın tam okunması gereken kısmına tevafuk etti..
Aşk,günahları mübah gibi gösterebilen bir duygu. Bu yüzden ahlak kavramı ile sıkça çelişkiye düşebiliyor. Bu duygunun ağırlığını yaşayıp bilenler tarafından aşığın ahlaksızlıkları bir müddet mazur görülse de; eğer aşık içinde bulunduğu durumu erken fark edip iradeli davranmazsa geri dönülmez hatalar yapması muhtemeldir.
Aleksey, değerlerine bağlı olmayan,toplumdaki yerini çok da önemsemeyen, fazlaca gurursuz bir karakter. Aptal sayılmaz fakat zekasını kullanmayı değil kendini aşka teslim etmeyi tercih ediyor. Kumar hakkında hiçbir bilgisi ve ilgisi olmamasına rağmen sevdiği kız için kumar oynamayı hiç tereddütsüz kabul ediyor. Polina ona aşağılıkmış gibi davranmasına rağmen peşinden ayrılmıyor. Yani itibarlı bir insan olmaktansa sevdiğinin kölesi konumunda olmayı kendine daha çok yakıştırıyor. Zaten Polina tarafından sevilebilme fikri ona çok uzak,tek isteği hayatında bir uşak olarak da olsa var olabilmek, onun yaşamına şahit olabilmek..
Bu duygu Aleksey’i giderek kendinden,zevklerinden,düşüncelerinden uzaklaştırıyor. Bu noktada kitabın sonuç kısmı çok çarpıcı. Bir buçuk yılın sonunda Polina’dan bir haber geliyor; onun da Aleksey’e ilgisi olduğunu ve eğer gelirse toplumsal statüleri de bir kenara bırakarak kavuşmak niyetinde olduğunu öğreniyoruz. Ama ana karakterimiz ertesi gün kumardan daha fazla kazanma ve sevgilisinin yanına varlıklı bir kimse olarak gitme ümidi ile bu kavuşmayı sürekli erteliyor. Kitap burda bitiyor. Ama tahmin ediyoruz ki bu kavuşma hiç gerçekleşmeyecek. Çünkü Aleksey artık bir aşık değil tanımlanmamış duygular içinde kendini kaybeden bir kumarbaz..