[18] Âyet-i kerîmede görüldüğü gibi erkek ve kadınlara, kazandıklarında ferdî
mülkiyet hakkı ve kazançta eşitlik ilkesi getirilmiştir. Bu sebeple İslâm dini
kadını, câhiliye devirlerinde olduğu gibi bir tutsak/bir köle gözüyle görme veya bir süs, zevk ve sömürü malzemesi olmaktan kurtarıp, ilk soyadını koruma, ipotek, hibe, vasiyet, her türlü sözleşme, iffetini koruma ve ''haramdan sakınmak kaydı ile'' alışveriş hakkını, onların hak arama mücadelelerine gerek kalmadan, altıncı asırda vermiştir. [bk. Seyyid Kutub, II, 449-450]