"Balzac'ın; 'Ayaklarım olmadığı için üzülürdüm, ta ki sokakta ayakları olmayan adamı görünceye kadar' sözleriyle belirttiği gibi sahip olmadıklarımıza üzülmek yerine, sahip olduklarımızın kıymetini bilmek önemlidir."
"Hakkın gelişiyle bâtılın yok oluşu tıpkı ışık geldiğinde karanlığın yok oluşu gibidir. Çünkü karanlığın gerçek varlığı yoktur ve ancak ışığın olmadığı yerde kendini gösterir."
Stefan Zweig’ın 1942’de intiharından kısa süre önce tamamladığı son eseri Satranç, New York’tan Buenos Aires’e giden bir yolcu gemisinde geçer. Anlatıcı ve arkadaşı, gemideki dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic’le tanışır. Czentovic, zekâdan yoksun ama mekanik hafızasıyla satrançta yenilmez bir dahi olarak tarif edilir.
Gemideki yolcular, Czentovic’le para karşılığı maç yapar ancak hep kaybeder. Derken gizemli bir yolcu, Dr. B., oyuna katılır ve şaşırtıcı biçimde Czentovic’i zorlar. Dr. B., geçmişini anlatır: Nazi işgali sırasında Gestapo tarafından tutuklanmış, tecrit hücresinde aylarca yalnız bırakılmıştır. Tek eğlencesi, çaldığı bir satranç kitabıdır. Saatlerce kendi kendine oynayarak zihnini korur, ama bu aşırı yoğunlaşma onu deliliğin eşiğine getirir; satranç takıntısı gerçekle hayali ayırt edememesine yol açar.
Gemideki maç, zihinsel bir düelloya dönüşür: Doğal yetenek (Czentovic) ile travma ve irade gücü (Dr. B.) çarpışır. Zweig, satranç üzerinden Nazi zulmünün insan ruhunu nasıl parçaladığını, yalnızlığın ve baskının psikolojik yıkımını ustalıkla işler. Kısa ama derin bir psikolojik novella; totaliter rejime karşı insan direncinin trajik portresi.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,6bin okunma
Fyodor Dostoyevski’nin 1846’da yayımlanan ilk romanı İnsancıklar, mektup-roman biçiminde yazılmış toplumsal bir eserdir. Hikâye, yoksul bir devlet memuru olan yaşlı ve saf kâtip Makar Alekseyeviç Devuşkin ile uzaktan akrabası, yetim ve zor bir geçmişe sahip genç Varvara Alekseyevna Dobroselova arasındaki karşılıklı mektuplaşmalar üzerinden anlatılır.
Makar, Varvara’yı korumak ve ona yardım etmek için elinden geleni yapar; kendi sefaletine rağmen ona hediyeler alır, teselli eder. Mektuplarda yoksulluğun ezici ağırlığı, Petersburg’un kasvetli hayatı, güçlülerin zalimliği, onur ve acıma duygusu işlenir. Makar’ın Varvara’ya duyduğu platonik, saygın ve fedakâr sevgi ön plandadır.
Ancak Varvara, geçmişiyle yüzleşip verem tehlikesiyle boğuşurken, sonunda zengin bir toprak sahibi Bay Bykov’un evlenme teklifini kabul eder ve evlenir. Makar yalnız ve yıkılmış kalır; son mektubunda derin acısını ve onsuz yaşayamayacağını ifade eder.
Roman, “küçük insanların” acısını, yoksulluğun ruhu nasıl ezdiğini ve bastırılmış duyguları trajik bir duyarlılıkla aktarır. Dostoyevski’nin acıma teması burada filizlenir...
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202377bin okunma