Kaybedecektim.
Ne benden ne de ruhundan bir şey kalacaktı.
Bir kağıda dökülecek güzel anılar yerine, yaşadığım esaretin getirdiği mutsuzluğu ve umutsuzluğu beynimdeki boş beyaz sayfalara yazıyordum. Kalemi dolduran mürekkep, bileklerimde intihar eden umutların kanını taşıyordu. Zihnim asla temiz ve renksiz değildi. Koyu bir kırmızı vardı. Her hecenin arasında, her cümlenin satır sonunda.