İnsanoğlu yaşıyor mu, yoksa yaşadığını mı sanıyor? İnsan sadece biliyor, hissetmiyor. Ekmeğin varlığını da bilir insan ama onu yemezse, ölür gider. Suyun varlığın da bilir, ama içmek zorundadır.
İşte aynı insanoğlu Allah’ın varlığını sadece biliyor, hissetmiyor.
Fırtınalı bir denizdi bu şehir. Buzdağları gibi yükselen ve görünenin altında ne sakladığı belli olmayan erkeklikler arasında dikkatli ve temkinli gezinmek durumundaydı kadınlar. Eşitlik, lafta bile yoktu, değil hakikatte olsun.
Eğer aynı halüsinasyonu yeterli sayıda göz görürse, artık halüsinasyon değil, hakikat sayılıyordu; eğer aynı acı gerçeğe yeterli sayıda insan gülümserse, acınası olmaktan çıkıp, komik bir şakaya dönüşüyordu.