İnsan zihni zorlandığında bir kurtarıcı arar.
Bir kişi...
Bir fırsat...
Bir mucize...
Çünkü bilinçaltı güvenliği dışarıda konumlandırmaya eğilimlidir.
Beni biri çıkarsın.
Biri gelsin ve her şeyi değiştirsin.
Oysa en büyük dönüşüm, kurtarıcı aramayı bıraktığın anda başlar.
Bilinçaltı bir gerçeği çok net bilir
Dışarıda gördüğün her çözüm, içeride verdiğin kararın sonucudur.
Bir insan hayatına girdiyse, sen hazır olduğun için girmiştir.
Bir fırsat çıktıysa, sen onu görebilecek bilinç seviyesine ulaştığın için çıkmıştır.
Bir kapı açıldıysa, sen artık o kapıdan geçmeye niyet ettiğin için açılmıştır.
Kurtarıcı beklemek, gücü dışarıya devretmektir.
Sorumluluk almak ise içsel otoriteyi aktive etmektir.
Sen "yeter" dediğinde, sınır koyduğunda, konfor alanından çıktığında,
aynı anda hayatın içindeki insanlar, durumlar ve ihtimaller de değişmeye başlar.
Çünkü bilinçaltı şuna göre çalışır:
Kim olduğunu düşündüğün şeye göre seçim yaparsın.
Seçimlerin değiştiğinde çevren değişir.
Gerçek şu
Seni kurtarmaya gelecek biri yok.
Ama seni bulunduğun yerden çıkaracak kararlar var.
Ve o kararları verecek versiyonun, artık bulunduğu yerden tatmin olmayan, daha fazlasını hak ettiğini bilen versiyonundur.
Kurtarıcı dışarıda değil.