Selin

Selin
@_9kuyruklutilki
Çitalar salyangozlarla aynı gemideydi.
Romantik bilim
Puan vermedi·262 syf.··
2023 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2023 01:36
Karısını Şapka Sanan Adam adlı kitabın ismini sıkça duymuştum ya da isminin ilgi çekiciliğinden, bir kere duyduğumda bile unutamayacağımdan ötürü sıkça duyduğumu zannediyordum. Sadece kitabın ismi değil konusu da ilgi çekiciydi. Kitabın yazarı, Oliver Wolf Sacks İngiliz nörolog. Bu kitabında bazı danışanlarının vaka öykülerini anlatmış. Kitap; kayıplar, aşırılıklar, seyahatler ve basitin dünyası olmak üzere dört ana bölümden oluşuyor. Toplam yirmi dört öykü var. Öykülerdeki tüm karakterler gerçekte yaşamış karakterler ve hastalıkları hakkında bilgilerle birlikte yaşantıları bir roman karakteri gibi anlatılmış. Nöroloji ile ilgilenmeyen insanların bile zevkle okuyabileceği bir hal almış. Yazarın bahsettiği "romantik bilim"le yapılmaya çalışılan da buydu sanırım. Kitabı okurken kendimi çok zengin bir müzikali seyrediyormuş gibi hissettim. Karakterler son derece canlıydı ve kendimi onlarla oturup konuşmaya fırsat bulabilmiş biri gibi hissediyordum. Hastalıklar ilgi çekiciydi ve bir hayal dünyasının kapısını açan cinsten, mistik bir haldeydi. Kişiler öyle canlıydı ki kimisinin duyduğu müzikleri ben de duydum. Öyle bir hale geldi ki kimileri bana yıllar sonra resim bile çizdirdi. İmkansız da olsa empati kurmaya çalıştım; bir an bile olsa bedenimin bana ait olmadığı hissini ben de duymaya çalıştım. Renklere başka baktım, kokuları daha derinden duymaya çalıştım. Hepsinden bir parça buldum. Hayatı alt üst olan bu hastaları görmek, onların trajik yaşamının bir an için parçası olmak ilginçti. Her hastalık korkutucudur ama beni en çok korkutan hastalıklar nörolojik hastalıklar olurdu. Hepimiz zaman zaman delirmekten korkarız ama bu delirme halinin keyifli bir hale bürünebileceğini de düşünürüz. İnsan beyni gerçekten çok ilginç bir organ bu kitap sayesinde bunu tekrar
Karısını Şapka Sanan AdamOliver Sacks · Yapı Kredi Yayınları · 20206,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·112 syf.··
2019 9. kitabı
  Kitabı iki sene önce ilk defa elime aldığımda; matematik dersinden kaçmış, buz gibi havada soğuktan titreyen bir vaziyette, sağ arka bacağı kırılmış bir bankta düşmemek için butün ağırlığımı vermeden oturuyordum. Okumaya başladığımda, yazılmış çoğu cümleyi ezbere bildiğimi farkettim ve düşünmeye başladım ben bundan önceki hayatımda Franz Kafka mıydım yoksa babam bundan önceki hayatında Hermann Kafka mıydı?   Kaybolmuş insanlar bazen kendilerini bir kitabın içinde bulurlar. Onunla tanıştığım ilk kitap Dönüşüm ve sonra Babaya Mektup. Bu iki kitabı okuduğumda sarsılmıştım. Nasıl olurda benim kendime bile itiraf edemediğim gerçekleri, beynimin içinde geçen bütün düşünceleri bu kadar acımasızca söyleyebiliyordu. Kafka benim iç sesimdi, ilk defa biri beni anlıyordu, üstelik 95 yıldır ölü olan biri.
Babaya MektupFranz Kafka · Can Yayınları · 201954,1bin okunma
Puan vermedi·712 syf.··
2019 1. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2019 03:23
   Hepimizin ya da bazılarımızın, kendini bu dünyaya yabancı hissettiği zamanlar olmuştur. Sanki buralara ait değiliz. Yaban diyarlardayız, sürgün edilmişiz sanki. Çoğu şeyi yapmak içimizden gelmiyor ama yapmak zorundayız. Kendimizi inandırmalıyız bu dünyaya ait olduğumuza. Yoksa nasıl yaşarız?        Birbirimize bakar, birbirimizi taklit ederiz. Mesela neden sevgimizi öperek göstermek zorundayız? Başka bir şekilde olamaz mıydı? Ya da nefret ve sinir anında neden karşımızdakine vurma gereği hissederiz? Çünkü böyle öğrettiler değil mi? Sevmeyi, nefret etmeyi bize öğrettiler.   Kitabın başkahramanı olan Smith mesela, arasında bağ olan kişiyle su paylaşıyor. Artık birbirlerinin su kardeşi oluyorlar. Aralarında artık tarif edilemez bir bağ oluyor. Su kardeşinin kalbinden geçen bir gramcık huzursuzluğu bile hissedebiliyor ve onu her şeye rağmen koruyor.    Smith; insan dışılar tarafından yetiştirilmiş ve sonra da kendisine tamamen yabancı bir topluma sokulmuş biri. İnsanlar ondan kendileri gibi bir insan olmasını beklerken, toplum onu bir kaba sokmaya hazırlanırken, hükümet, bürokrasi, yasalar onu sömürmek için kollarını sıvamışken o kimsenin beklemediği bir şey yapıyor. İnsanlara sevmeyi, groklamayı, su paylaşmayı öğretiyor.    Dünya bizi insan dışı bir varlığa dönüştürüyor. Marstan gelen adam ise hepimizden daha "insan" kalabilmiş biri. Ondan öğreneceğimiz çok şey var. Onu gerçekten tanımanız gerekiyor. Herkese Smith ile tanışmayı öneriyorum. O, bizim en saf halimiz. Kimsenin dokunamadığı, bir kaba girmemiş bir canlı. O, bizim anne karnındaki halimiz.   Not: Bu kitap hakkında daha bir çok şey yazabilirdim, yazıcaktım da ama galiba yorgunum. Gücüm bu kadarına yetti. Yazmak yorucu bir iş ve ben üşengeç biriyim.
Yaban Diyarlarda YabancıRobert A. Heinlein · İthaki Yayınları · 2018279 okunma