Sen Muhammed Mustafa’sın
Seni görmedim dünyada.
Bir görüşe bin can feda.
Lütfeyle düşte rüyada.
Bir kere göster yüzünü.
Sen Muhammed Mustafa’sın (s.a.v).
Sen ki nur-i dilarasın.
Gözler cemaline kansın.
Bir kere göster yüzünü.
Mahrum etmesin Yaradan
Bizleri senin nurundan
Kaldır perdeyi aradan
Bir kere göster yüzünü.
Sen Muhammed Mustafa’sın (s.a.v).
Sen ki nur-i dilarasın.
Gözler cemaline kansın.
Bir kere göster yüzünü.
Kurban olayım ben sana
Seninle erdik imana
Bu kul didarına kana
Bir kere göster yüzünü.
Sen Muhammed Mustafa’sın (s.a.v).
Sen ki nur-i dilarasın.
Gözler cemaline kansın.
Bir kere göster yüzünü.
Nurundan oldu bu alem
Aşkın ile yazdı kalem
Hasretin veriyor elem.
Bir kere göster yüzünü.
Yaratanın Kudreti
Muhammed b. Mansûr Tûsî (kuddise sırruhû) şöyle anlatıyor:
Bir keresinde tavafta idim. Gördüm ki biri tavaf ederken ağlıyor ve şöyle diyordu:
“Ya Rabbi, kaybettiğimiz şeyi bana geri ver.”
Ona, “neyi kaybetti?” diye sordum.
Şöyle anlattı:
“Yüce Hak ile hoş bir halim vardı. Bir keresinde çölde susuz kaldım. Bir cahil gibi kendi kendime şöyle dedim: ‘Tehlikeli günlerdir, çöldür. Bu kimsesiz yerde su da bulamam.’ Böylece ölüp gitmekten korktum. Tam bu sırada bir bulut geldi. O kadar çok yağmur yağdı ki, ‘Şimdi boğulup öleceğim’ dedim. Bütün bu görünenler ve düşünceler arasında baktım ki o hoş halim kaybolup gitmiş.”
Şeyhü’l-İslam, bu durum üzerine şöyle dedi:
“Bu ona bir cezadır. Bilmiyor ki yüce yaratanın kudreti karşısında yaz günleri ile kış günleri birdir”
Bu ömrüm yok yere harc etmişim ben,
Canımı gör ne oda atmışım ben.
Kimesne kimseye etmemiş ola,
Onu ki kendime ben etmişim ben.
Amelim rahtını derdim götürdüm,
Kamu assın ziyana satmışım ben.
Cihanda bir sınık saksıdan ötrü
Günahım yabana ben atmışım ben.
Amelim her ne ki var ise riyadır,
Acep ihlası ne unutmuşum ben.
Geceye eresini kimse bilmez,
Tul-i emel başın uzatmışım ben.
Dükeli ömrümü harcına sürdüm,
Ziyandan bellidir, ne ütmüşüm ben.
Ağuya bal diye parmak uzattım,
Aşıma zehr-i katil katmışım ben.
Biçare Yunus’un çoktur günahı,
Hakkın dergâhına yüz tutmuşum
Yunus Emre