"Yaşamınızdaki sayılı günlerden bir tekini silin. Yazgınızın yönü kimbilir nasıl değişik olurdu! Charles Dickens (Büyük Umutlar)
Kadınların bütün zorluklara rağmen yaşama tutunmalarını hep hayranlıkla izledim. Asla dayanamam, yapamam dedikleri acılardan eskisinden daha güçlü olarak çıktıklarını görünce "ben yapamazdım" dedim. Oysa her kadında o güç hep var. Sadece; başkalarında gördüğüm, başkasından dinlediğim ve romanlarda okuduğum yaşanılan o olumsuzlukları benim de yaşama ihtimalimi uzak tutmaktı "yapamam" demem. Sanki yapamam deyince hayat bana o acıları yaşatmaktan vazgeçecekmiş gibi!..İşte kiminin tanrısı umut, kiminin umudu tanrı doğurur bir anda. Ne de olsa Allah dağına göre dert verir(!). Zaten yaşama tutunmak için bir teselli, şükür sebebi(!) değil mi yapamam dediklerimiz?
Kim bilir kaç insan dayanamam dediği durumları göğüsledi şu hayatta. Dayanıyorsun, yapıyorsun da ama o içindeki acılarını ziyaret etmekten, onları beslemekten alamıyorsun kendini.
Ara ara kısa yolculuklara çıkıyorsun düşüncelerinde; düşündüklerinle başbaşa kalıp kendini yargılamak, cezalandırmak ya da teselli etmek için. Hatta bu yolculuklarda bazen yeni kararların onayını arıyorsun. Bu kararların neler getireceğini bilmeden cesurca ve cesaretinin korktuğun şeyi yok edeceğini düşünerek umuda yürümeye devam ediyorsun. "Güz Penceresi" romanının kahramanı İnci gibi...
İnci de uzun yıllar hayatın ona sunduğu zorlukların üstesinden gelmiş güçlü kadınlardan biri. Tabii onu güçlü yapan sadece zor günleri değil; ailesi, çevresi, biricik oğlu ve kültürel birikimi. Bilinçli ve duyarlı bir kadın olması, hayatını tüm insanların mutlu olmasını dileyerek sürdürmesi, kısacası "bencil" olmaması da onu güçlü yapan bir etken. Romanının yazarı Fatma Karagülle'nin bu kadar yürekli, iyi kalpli, duyarlı ve