Berken

Berken
Ne li vir im, ne jî li wir… Artık alıntıları paylaşmayı bıraktım, okuduklarım sadece bende kalsın. Buraya ise sadece ara sıra bir şeyler karalamak için uğrayacağım.
İnşaat Mühendisi
İstanbul
Bakur, 9 Nisan 1999
33 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Edebiyat tarihinin en iyi giriş cümlesi nedir sizce? Bana göre, Anna Karenina: "Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir."
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Olum, "Nerde o eski bayramlar" diye edebiyat yapıyorum ama eskiden de pek bayramlarla alakam yokmuş ki la! Çocukken hayvanlarımız vardı ve onlara bakıyordum. Eee, bayram zamanı da uzaylılar otlaklara götüremeyeceği için yine ben götürmüş oluyordum. Harika ve ötesi (!) 😁
1000Kitap
Ya gözünüzü seveyim, doğum gününüz gelip çattığında illa ki bunu siber aleme ilan etme dürtüsüyle yanıp tutuşuyorsanız, bari arkasına iki satır edebi derinlik, bir parça varoluşsal sancı falan sıkıştırın da bir ağırlığınız olsun be kankacım. "Aaaa bugün ben doğmuşum, hoş geldin yeni yaşım, pasta üfledim, gelsin tebrikler..." Komik duruyor, klişenin dibine vuruyorsunuz. İlkokul 3. sınıf müsameresi tadında ben doğdum sevinçleri... Madem dijital vitrininize o günü koyacaksınız, hiç değilse geçen yılların ağırlığına, zamanın acımasızlığına yakışır, bakanın içine şöyle hafif bir kasvet bırakacak iki kelam edin de entelektüel bir duruşunuz olsun. Yoksa o hikayeler, o paylaşımlar tam bir vizyonsuzluk faciası, benden söylemesi.
1000Kitap
Dosto
Dostoyevski okumak, insanın kendi zihninin bodrum katına inip elinde fenerle köşe bucak sakladığı pislikleri araması gibidir (Bence). Hani bazen gecenin üçünde yatakta dönerken aklınıza yıllar önce yaptığınız bir saçmalık gelir, ufacık bir haksızlık için içinizi garip bir sızı kaplar ya, işte Dostocum o sızıyı alıp 600 sayfalık bir şahesere dönüştüren adamdır. Onun kitaplarında kusursuz, jilet gibi, her şeyi doğru yapan tek bir kahraman bulamazsınız. Aksine, karşınıza çıkan herkes bir parça kırıktır. Yeraltından Notlar'daki o huysuz ve gururlu adamın modern dünyanın samimiyetsizliğine karşı duyduğu nefret, aslında bugün plazalarda zoraki gülücükler atan beyaz yakalının iç sesidir. Ya da Karamazov Kardeşler'deki İvan'ın o keskin, mantıklı ama insanı çıldırtan nihilizmi, bugün her şeye rasyonel bir kılıf uydurmaya çalışan modern entelektüelin ta kendisidir. ​Dostoyevski 'yi edebiyatın ağır abisi yapan şey, insanı sadece iyiliğiyle ya da sadece kötülüğüyle ele almamasıdır. Onun evreninde en azılı katil bile bir gecede kutsal bir aydınlanma yaşayabilir, en dürüst görünen insan ise ufacık bir çıkar için ruhunu satabilir. Bu yüzden onun kitaplarını bitirdiğinizde elinizde bir katil veya kahraman kalmaz; elinizde çırılçıplak, bütün çelişkileriyle yüzleşmiş bir insan kalır. Bugünün dünyası bize sürekli kusursuz olmayı, her an mutlu görünmeyi ve başarıyı bir din gibi kutsamayı dayatırken, Dostoyevski arkadan sinsice yaklaşıp kulağımıza "Saçmalama, hepimiz biraz deliyiz, hepimiz biraz çaresiziz ve asıl mucize bu çamurun içinden sevgiyle çıkabilmekte" diye fısıldar. İşte bu yüzden, üzerinden asırlar geçse de, her insan dalıp gittiği o uykusuz gecelerde mutlaka bir Dostoyevski karakterine dönüşür.
Edebiyat
Ergenler, aşk acılarınızla bizi bunaltmayın artık. Daha küçüksünüz, ben gelecekten geliyorum rahat olun; işin sonunda seni tüm kusurlarınla güzel gören biri gelecek.
1000Kitap