Tek düşünebildiğim, büyükbabaların makinelerin alçak sesli uğultuları içinde, yataklarında ölmeleri gerektiğiydi. Titremekte olan ellerinde pirinçten yapılmış bir mektup açacağıyla, üzerinde karıncalar dolanırken ıslak ve pis kokulu bir çamur birikintisinin içinde ölmemeliydiler.