Ama ben, ödüle de tamah etmeden başkasının gıdası, giysisi ve meskeni için başkalarıyla birlikte gayret gösterirsem ve kendim için bu gerçeklikleri görmezden gelirsem o zaman ahiret evrenine, müteal ve hakiki soyut âleme girmişim demektir. İşte bu, gerçekliğin hakikate dönüşmesidir. Nitekim bunun aksi de geçerlidir. O ise din, sanat, insanlık, edebiyat ve duyguların, kendin için isim, mal, servet ve güç kazanmak üzere araç haline getirilmesidir!
İlk bakışta çelişkili gibi görünen bu ilke, fedakar insanların kaderinde açıkça görülmektedir. Daima halkın ekmek, su, lezzet, rahat maddi yaşam ve mutluluğu için mücadele eden ve ömürlerini bu gerçekliklere adayan kimseler, bu gerçekliklerin tahakkuku için çabalayan ve bu konuda taassup gösteren kişiler ölçüsünce bu işlere önem vermeyen ve onları değersiz bulan kimseler gibidirler. Ondan şikayetçidirler, çünkü [?] kişi halkın ekmek, asayiş, haz ve maddi refahı için gayret gösterebilir ama kendisi ekmek, asayiş, haz ve maddi hayatı düşünmeyebilir. Maneviyatçı kalpler halkın maddi hayatı için çok iyi mücadele verebilirler. Çünkü halkın ekmeği ve asayişi için mücadele, ekmekperestliğin ve asayişperestliğin sonucu değildir; imanın sonucudur. Gerçeklikten ve dünyevilikten kaçan ruhun sonucudur bu. Halkın özgürlüğü için mücadele veren kimseler kendi özgürlüklerinin değerine inanmazlar. [?] gerçeklik ve hakikatin birbirine dönüşmesi!
Ekonomiyi her şeyin temeli gören Marks'ın veya bir komünist gerillanın bir Harryman lordundan ya da piyasadaki tüccardan, ekonomiyi temel sayan aşağı burjuvadan farkı nedir? Her ikisi de maddiyatın asıl olduğuna inanmaktadır oysa!