“ Kalbinin onu usandırdığını sanan kadın
Senin aşkına o yaradılışlı, sen de onun
Sende de var onda varlığını sandığın
İkiniz de gösterin hadi birbirinize tamamını sevdanın. ”
Fiziki güzellik tek başına aşk ve sevgiye sebep olabilse, güzellikçe düşük olanın beğenilmemesi gerekirdi. Oysa çoğunlukla düşük ve gösterişsiz olanı, daha güzel ve üstün olanına bile bile tercih ederek, kalbini o şahıstan ayıramayan kişilerle karşılaşmaktayız. Veyahut aşk, ahlak uyuşumundan kaynaklanıyor olsa, kişi kendine yardımcı olmayan, uyumsuz birini sevmezdi. Bu durumda aşkın, nefsin özünde yer alan bir şey olduğunu öğreniyoruz. Ancak kimileyin de sevgi, herhangi bir nedenle doğabilmekte, o sebebin yok oluşuyla da ortadan kalkabilmektedir,”
Aşk, benzeşme ve münasebetle olursa sabitleşir ve kökleşir. Onu ancak bu sebepten daha kuvvetli bir engel yok edebilir. Benzeşme ve uyum sonucu değil de herhangi bir çıkar amacıyla doğan aşk, çıkarlar elde edildikten sonra söner. Bir iş için seni seven kişi, o işini gördüğü anda sırtını döner.
Yüce, temiz ve şerefli nefisler, bizzat kemal sıfatlarına aşık olur. Cesaret, iffet, cömertlik, sabır, sebat, ihsan gibi sıfatlar kendi cevherleriyle münasebet içinde olduğundan, bu nefislerce en çok sevilen şeylerdir. Alçak ve kınanmış nefisler ise bu sıfatlardan uzak olduklarından dolayı onları sevmezler.
Kiminle amaçlarınız uyuşursa, onun ruhu ve ruhunuz arasında tevafuk uyum hasıl olur. Amaçlar zıtlaştığında da tevafuk yok olur. Asli tenâsüb (uyuşum), ahlakların ittifakı, ruhların benzeşmesi ve her nefsin kendi benzerine şevk duyması durumudur. Bir şeyin benzerliği doğal olarak cezbedicidir. İki ruh yaratılışta benzeşirse, tabiatıyla biri diğerini çeker.