Zirâ bir şeye olan aşkın seni körleştirir ve sağırlaştırır. Aşık, hiç kimseyi sevgilisinden daha güzel görmez ve bunu kabul etmez.
Azze, Haccac’ın huzuruna çıktığında, Haccac’ın; “Ey Azze, Allah’a (c.c.) yemin olsun ki sen, Kuseyyir’ in seni övdüğü gibi değilsin,” sözüne, Azze: “Ey emir, o beni senin gördüğün gözle görmedi ki,” diye karşılık verdi.
Şüphesiz sevgili, seveninin gözünde daha tatlı ve kalbindeki yeri başkasından daha büyüktür.
Sevgilinin özelliği ve cemâli; sevenin bunun bilincinde olması, münasebet, yâni alaka. Ve sevenle sevgili arasındaki uygunluk, yani mulâeme. Bu üç olgu güçlendiği ve olgunlaştığında, aşk kuvvetlenir ve kökleşir. Aşkın noksanlık ve zayıflığı, bu üçünün zayıflığı veya eksikliğine göre olur. Sevgilinin cemâli (güzelliği) zirvede olur, sevenin de bilinci tümüyle bunu duyumsarsa ve iki ruh arasındaki ilişki güçlü ise, işte bu aşk daimi ve ayrılmaz bir aşktır.
“Allah Subhanehu, isim ve sıfatlarında kamildir. O her açıdan içinde noksanlık barındırmayan mutlak bir kemale sahiptir. Ve bu, halkı arasında kemaline dair eserlerin zahir olmasını ister. Zira bu, Kemal’ in gereklerindendir. O (c.c.) birdir, bir olanı sever. Güzeldir, güzel şeyi sever. Alimdir, alimleri sever. Cömerttir, cömerdi sever. Kuvvetlidir. Kuvvetli mü’mın, zayıf müminden Allah’a (c.c.), daha sevimli gelir. Haya sahibidir, hayalıları sever. Vefalıdır, vefa sahiplerini sever. Şükre layıktır, şükredenleri sever. Sadıktır, sadıkları; Muhsindir, muhsinleri sever.”
Mahlukatın, kendisiyle ve kendisi için yaratıldığı hakikat; bir tek Allah’a (c.c.) ibadet etmektir. Bu onun sevgisinin, boyun eğişinin, ona karşı acziyyetinin, emir ve yasaklarını, sevap ve cezalarını uygulamak gibi kulluk gereklerini eda etmenin kemâl noktasıdır. Bu hakikat uğruna rasûlleri gönderdi, kitablar indirdi, cennet ve cehennemi yarattı. Yer ve gökler, Allah’ ın (c.c.) üzerinde olduğu yol olan adalet ile kâimdir. Ve o, Allah’a (c.c.) en sevimli gelen şeydir.
“Aşkın ‘ ilk yakışını’ ciğerimde hissedince
Topluluğumun pınarına koşarım serinlemek için
Say ki serinlettim dışımı suyun serinliğiyle
Peki ya kim var ki içimdeki yangını söndürmek için?”