''Hala tam olarak anladığınızı zannetmiyorum. Siz bütün nüfusun anne olduğu ya da olacağı bir ülkede üç erkeksiniz sadece. Annelik bizim için anlattığınız hiçbir ülkede henüz göremediğim bir anlam taşıyor. Aranızda,'' Jeff'e döndü, ''yüce bir fikir olarak Beşeri Erkek Kardeşliği'nden bahsettiniz ama bunun bile mevcut hayatınıza uzak kaldığını görüyorum.''
...
''Jeff -onlar yüklendikçe o da acımıyordu- ağırbaşlı bir ifadeyle, bilakis, ne kadar yoksullarsa o kadar çok çocuk sahibi olduklarını söyledi. Bunu da bir doğa yasası olarak açıkladı: ''Üreme, bireyselleşmeyle ters orantılıdır.''
...
...
''O halde, yaklaşık üçte biri en yoksul sınıfa mensup,'' dedi Moadine ciddi bir ifadeyle. ''Üçte ikisiyse -siz çok güzel ifade etmiştiniz, neydi o- 'sevilmek, baş tacı edilmek, çocuklara bakmak üzere yuvalarında oturmak için' var olan kadınlar. Bu tabakadaki üçte birin çocuğu yok sanırım?''
...
''Böylece Jeff bizdeki ''kadın ücretli işçi'' sayısını kabul ettiğinde, hemen toplam nüfusu ve yetişkin kadınların oranını sormuşlar ve dışarıda olanların sayısının yirmi milyon kadar olduğunu hesaplamışlardı.
Dolayısıyla kadınlarınızın en azından üçte biri -nasıl diyorsunuz-ücretli işçi, öyle mi? Ve hepsi de yoksul. Peki, yoksul tam olarak nedir?''