Kitaba düştüm,
sabahtan akşama kadar okuyorum. Kitaplar akıllı
kitaplar aptal. Kitaplar büyük
kitaplar çocuk.
Kitaplar en uzak, en güzel yolculuk
fakat kısır
fakat...
"Nasıl da ilkyazdı seninle gülmek
ve dokunmak yüzünün çan seslerine
çıplak bir nar gibi kösnül ve dingin
imleriydi yüzün kuşluk vaktinin
uğrak yerinde güzün yüzünün kapanan denizlerinde uçtu kuşlar zehirli oklar gibi
yaz gözleri bağlı duvar dibinde
ne kaldı yüzünden,
paslı bir gölge uzaklaşan orman,
yas tutan çiçek kırık cam parçaları
ilkyazın renklerinde
nasıl alışır kuşlar bir göğü yitirmeye?
ah, geç kaldım yağmuru öğrenmeye
çıplak bir nar gibiyim yenik ve küskün
çürüyen güz gibi
eski yüzünün çan sesleriyle yitip gittiği yerde."
"Göğü kucaklayıp getirdim sana
kokla
açılırsın
solmuşsun
benzin sararmış
yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün
öyle bükük bakma bana
çam kolonyası getirdim sana
kentli dağlıların haklı sevdasını
bolu ormanlarından çarpan bir koku
sanki köroğlunun ter kokusu
aman kokusu, billah kokusu
canlarım, canım benim
üzme kendini bu kadar
sana umudu öğretmeyenlerin suçu mu var
bak yer yüzü ne kadar geniş
ne kadar dar
Dur
akıtma gönlüm yaşını
gözünden öpecek bir yer bırak
oy bana en yakın
bana en uzak
sevgili yar
Hasretine vur beni
Giyecek çamaşır getirdim sana