"Kendimize ediyoruz ne yapıyorsak. Küçük öküzü görün yeter, oturan davarı fark edin yeterli. Ahmet İsvan zamanında solcu varmış yetmiş yıl önce; şimdi sağcı varmış. Bir şeyin değişmediğini bilin."
"Yakup Kadri Karaosmanoğlu Milli Savaş Hikâyeleri kitabında, Kurtuluş Savaşından hemen sonra kahvelerin nasıl tıklım tıklım dolu olduğunu anlatır. Günümüzde değişen ne var derseniz, hiç. Hâlâ oradaki yığınlar okey oynayıp siyaset konuşurlar."
Doğuda bir kent, şehre gidiyoruz havalimanından, şoför doğma büyüme o şehirli. Konuşurken dedi ki "Hocam gençlerde büyük bir işsizlik var, patronlar çok ucuza Suriyeli çalıştırıyor, onlar zaten yardım aldıkları için bu aldıkları para ekstra oluyor, ateşbuz çok yaygın". "O ne" diye sordum. Metamfetamin diye bir uyuşturucu, çok ucuza her yerde satılıyormuş, içince birkaç gün yemek yiyemiyorsun, kimseyi tanımıyorsun. "Gençler elden çıkıyor bu çocuklara iş lazım, amaç lazım" dedi. İstanbul'daki televizyon kanalının rezidansına ulaşmıyor tabii bu bilgiler, en son, ana kanallardan birinin ana haber bülteninde; "Baklavayı suyla yemeyin" diye haber vardı. O çocukların çığlıklarını duymuyoruz aramızda rezidans duvarları var.
"Minimum çabayla maksimum gelir elde etmenin yolu başkasının emeğini çalmaktır. Bunun için de ya hırsızlık ya dolandırıcılık ya da dilencilik yapacaksınız. Bu üçünün bir arada olduğu tek bir sektör var Türkiye'de, yazmayayım ama şu an karşılıklı bir çak yapalım mı sektörün hangisi olduğunu çat diye bilen kanki okurlarla. Nerede olursanız olun elinizle bir çak yapın bana karşınızdaymışım gibi. Ben yeminle yazarken yaptım sizin için."