Down sendromuyla başlarsak, rahatsızlık veya engel değil sadece bir genetik farklılık. Sıradan insanlarda 46 kromozom varken, Down sendromlularda 47 kromozom var.
İnanılmaz iyi niyetli, hırslardan arınmış ve sevgi dolular.
Bence bizde o kromozom eksik çünkü ne kadar insani duygu varsa Allah o kromozoma yükleyip bu gençlere vermiş. O kromozomun olmadığı etrafınızdakilere bir bakın, nasıl kudurmuşçasına dünyayı bombalıyorlar, petrol için oraya buraya saldırıyorlar. 3 kuruş için en yakınlarındakilerini, akrabalarını, dostlarını kandırıyorlar. Trump'ta, Netanyahu'da o fazladan kromozom olsaydı Ortadoğu bu halde olmazdı. Amerika ve İsrail'in Ortadoğu'da yaptıklarına bakıyorum, gece kurtla beraber sürüye dalıp, gündüz çobanla beraber yas tutuyorlar. Bunların kudurmuş hırs yüklü günahları yüzünden, küçük kalpleri oyun dolu, günahsız mültecileri sahilden topluyoruz.
Bütün insanlığı o fazladan verdiği kromozoma yüklemiş Allah ve sevdiği kullarına vermiş.
Senin dünyayı dolaşıyor diye övdüğün batılı genç, sabah pasaportunu cebine koyup değerli parasıyla istediği ülkeye gidiyor, bizimkini vize kuyruğunda sorguya çekiyorlar.
Söyleyeceğim ne biliyor musun? Gençleri eleştirmek yerine, kendini eleştir kardeşim. Biz bu çocuklara nasıl ülke bıraktık diye? Ve bu çocuklara helal olsun hâlâ bırakıp gitmiyorlar ya bu ülkeyi, sarılman lazım senin o çocuğa. Kafayı hâlâ çizmiyorlar diye yolda gördüğünde "Aslansın sen kardeşim" demen lazım.
Hâlâ antidepresan kullanmadan yaşayan gence "Bravo kardeşim" demen lazım. Son üç yılda sekiz milyon kişi psikiyatriste gitti bu ülkede.
Metrobüste gördük mü bu çocuklara kalkıp yer vermek lazım.
"Şunları bir araya toplayayım. Bir güzel muhabbet edelim" diye düşündüm.
Mutfak işinden de anlarım.
Donattım sofrayı.
Bayağı uğraştım.
Hepsinin, ayrı ayrı ne
yemekten, ne içmekten
hoşlandığını iyi bilirim.
Bayağı da para gitti.
Birinin yediğini öbürü yemez.
Ötekinin içtiğini beriki içmez.
Dört kişilik sofra kurdum.
Mumları da yaktım.
Bak hepsi, Erik Satie severdi.
Hatırladım.
Müziği de ayarladım.
Geldiler.
20 yaşında ben,
35 yaşımda ben,
40 yaşımda ben ve
bugünkü ben dördümüz.
Birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
Kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim.
Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.
"Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar. Yetişkinlere karşı saygısızlar. Ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenleri sinirlendiriyorlar."
Aristo, MÖ 350