Nilsu

Bıraktım esinlere kendimi Senin sesinle dopdolu Güzelliğinle esrik O zaman Ne bir taş kaldı Elimi sürmediğim Ne de bir çiçek Derilmedik...
Reklam
Nerden geldin, kimsin Anlamadım gitti Seni görünce Yürek diye taşıdığım O şeyin Aslında boş bir kuyu Olduğunu anladım Denizin bir dibinin Maviden öte Ormanın uğultusu Göğün derinliği... Anladım ve doldurdum Bütün bunlarla ömrümü Senin elinde Yüreğime inip çıkan Bir kova vardı
Bıraktım esinlere kendimi Güneyi bulmuş Göçmen kuşların Sevinciyle Gördüm ne varsa Kitapların görmediği Düşünme, dediği Dinlerin Açtım kapısını yaşamın Yendim Kırk haramiyi Kolumda sen vardın
Bıraktım esinlere kendimi Alnının bir Çizgisine sapıp Yürümeye başladım Derinliğini duydum Uçurumların Ve dağların Yüceliğini... Taşlar, dikenler Arasında yürüyorum Yüreğine iniyorum Bir dağ yolundan Engin bir Denize iner gibi Bağlarında üzümler Salkım salkım Ne bir bekçi var Ne de duvar... Sarhoşluğumdun ki Ben hiç ayılmadım
Hayata da ölüme de öylesine uzağım ki Yüreğim eski bir duvar gibi delik deşik Bir sevda mı onaracak şimdi onu Geçip gitmişken benden sevgililik?
Reklam