"Herkes için pek tabii olan şeyler, benim için başka bir şekil alıyordu. Bu hâller sebebiyle aşkta da, geçimde de şanssızdım. Galiba insandan kaçan, adamcıl olmuştum..."
Ben küfürle imandan, kabulle inkârdan, doğrulama ile şüpheden meydana gelen, karışık bir şey olmuştum... Kalpten inkâr ettiğimi akılla doğrular, akılla reddettiğimi kalple kabul ederdim. Kısacası "şüphe" denilen büyük yılan vücudumu sarmıştı...
Fakat bizim gibi değerli vaktinin bir kısmını geçimini sağlamaya, diğer kısmını zevk ve sefahete, budalaca harcamaya ayırmış gençlerin kabirlerle uğraşmaya vakti mi olur?