İlk defa Kaan Murat Yanık okudum… kurguyu çok beğendim. Hiç olmaz dediğim şeyler bir araya gelmişti. Tarihte acaba böyle bir şey yaşanmış mıdır diye bir an durup düşündüm. Ayrıca adada yaşananlar çok mistik ögelerdi ve Kalender’in gerçekliğine çok güzel yedirilmişti. Adada yerli halka yapılanlar ise (sanki günümüzde hiç benzerleri yokmuş gibi) midemi bulandırdı. Bir kez daha insanlardan nefret ettim ancak insanlığa dair umudumu diri tutmaya çalışıyorum. Kitabın sonunda ise böyle beklemiyordum. Keşke farklı karakterlere benzer sonlar yazılsaydı…
İskender Pala’nın birçok kitabını okudum. Dilini çok severim. Bu kitabı ayrıca sevdim. Hem dini öğeler çok naif anlatılmış, hem aynı olay farklı açılardan çok güzel yansıtılmış, hem de tarihi güzel yansıtmış… ayrıca her bölümün farklı birinin ağzından anlatılması da merakımı diri tuttu. Bölümün son sayfasına kadar acaba kim bu diye bir çırpıda okudum. Bazılarını erkenden tahmin ettim gururla okudum :) Kitabı okurken Konstantiniyye’yi alamayacaklarını bildiğimden içimden hep o Fatih’in hakkı diye geçirdim. Ama en çok da Kallinikos ailesi ile kavuşunca sevindim. Eyyub el Ensari’nin aklı ve merhameti çok güzel yansıtılmış, vasiyet niteliğindeki 33 nesil sözü ise çok etkiledi beni… özetle çok güzel bir kitap…
Neden bu kadar geç okudum diye pişman olduğum bir kitap oldu. okumanın, düşünmenin, düşünebilmenin, doğanın, insanların ve yaşamın farkına varmak için çok güzel noktalara değinmiş. Evet mutlu olmak önemli, mutlu olmak güzel ancak her şey zıddı ile kaimdir. Hiç mutsuzluk olmadan mutluluğun kıymetini bilmek, duyguları tanımak çok mümkün değil. Ve her şey zihnimizde. Zihnimizde var olanı elbet yapabiliriz. Ancak her distopya okuduğumda korktuğum gibi bunda da korktum. Hayal edilebiliyorsa gerçekleşebilir. Umarım böyle gerçeklikler yaşamayız…
Eksik fizik bilgimle anlamak, anlamlandırmak zor oldu. Ancak insanın kendine inancını görmesi açısından etkili. Pes etmeden, inanarak yaşamaya olmazları oldurmaya çalışmalı…