Allah'ım ! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum !
Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim ,ne kalem tutuyor ne de silah!
Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim !
Ben ki saçları ağarmış ,ömrümün son demlerinde , türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belâlarının estiği biriyim!
Tek isteğim,benim gibi müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!
İnatla ışıldayıp duran Tarık b. Ziyad'ın ifadesiyle ;
- ''İşte ey mücahidler! Arkamızda düşman gibi bir deniz , önümüzde deniz gibi bir düşman! And olsun ki kuyruğumuzu kıstırıp kaçmayacağız ! Şeref ve cesaret kitabının sayfalarını biz çevireceğiz!''
* Tavsiye olunur ki; bu eser ,
tarihin değerli şahsiyetlerini merak eden gençlerin , sıkılmadan bir öykü tadında okuyacakları çok etkileyici bir eser . Önemli şahsiyetlerin hayatlarından birer kesit sunan, insana en kalıcı olan izin , ancak kendi hayatıyla arkasında bıraktığı izin olduğu ufkunu aşılayan bir eser ..
Kitabın içersinde sırayla izlerine rastlayacağınız 'diz çökmeyen şahsiyetler' ise şunlardır ;
-şiirini,destanını,marşını yazdığı ülkede,kuduz köpek gibi kovalanan Mehmet Akif Ersoy..
-kar ayazında canı pahasına kağnıdaki mermileri kışlaya taşıyan Şerife Bacı ..
-azın şevk ve inancı ,çoğun belini ve ümidini kırdığı yerden yükselen Tarık b. Ziyad ..
-gece gündüz demeden koşturan zorluklara göğüs geren ,şehrin manevi kandili baş muallimlerden Musab b. Umeyr..
- cellatlarından uzun yaşayan : Ömer Muhtar
-sessiz mücevher : Fatıma el –Fihrî
-diz çökmeyen dağ Şeyh Ahmed Yasin
-Kudüs’ü aklımızda sımsıkı tutmamızı hatırlatan minberin emanetçisi : Nureddin Zengi
-kalbinin ve aklının hayatı boyunca kötürümleşmesine izin vermek istemeyen ilmin yürüyen ayağı : Carullah
-mazlumların hâmisi , Kerak muhasarası ile başlayıp Kudüs’ün fethiyle sonuçlanan kesintisiz cihadda önemli hizmetlerde bulunan yiğit adam : Muzafferiddin Gökbörü..
Çocuğu korumakla onu pasifize etmek arasındaki çizgi ,o kadar ince ki. Yazar, eserini kendisi yarattığı gibi ,yarattığı eser tarafından da yeniden yaratılan , buna izin ve imkân verebilen kişidir.
* Nitekim eylemlerimizi,okuduklarımızı biz yarattığımız gibi okuduklarımızın ve yaşadıklarımızın da bizi yaratmasına izin ve imkân veremezsek zaten yazamayız.