Bizi yöneten, adeta 'bizibiz yapan' bölüm,zihnin bilinçaltı yazılımlardır ki, bunlar anne karnına düştüğümüz andan itibaren yüklenmeye başlayıp genellikle yedi yaşına kadar tamamlanır.
Bilinçli aklın devrede olmadığı 0-7 yaş döneminde bizi koruma algılama kollama programı yazılır; hayat algılarımız, dünyayı, yaşamı algılama şekillerimiz de kısmen belirlenmiş olur. Yani "biz" inşa edilmeye başlarız.
Pandemi zamanı, fabrika ayarlarımıza geri dönmemiz için bize fırsat veriyor. Hayatı bugüne kadar çok büyük bir telaş duygusuyla yaşıyorduk, oradan oraya koşuyorduk; ne oldu şimdi? Ne fark etti? Bir şey mi eksildi bizden? Yaşamı tıklım tıkış yaşamadığımız zaman apoletlerimiz mi söküldü ?
Pascal'ın çok sevdiğim bir sözü var, diyor ki "Mutsuzluğun tek nedeni, insanın tek başına odasında nasıl oturacağını bilememesidir."
Halbuki hepimizin bir masada, bir odada sessizce oturup tefekkür etmeyi, okumayı, hayal kurmayı, gönlümüzden bir şeyler geçirmeyi başarması gerekir. Zihnimiz duvarları aşabilir.
--
Bütün mesele de işte zaten insanın kendini oyalayabimesindedir.
Tüm komplo teorilerinin kökeninde dünyayı içimizdekiler ve dışarıdakiler olarak kategorize etme, içimizdekileri dışarıdaki güçlü gruplardan koruma arzusu vardır. Genel olarak her birimiz , hayatımızdaki şeyleri kontrol etmek isteriz. Kontrol elimizde olmadığında çaresiz ve savunmasız hissederiz.
Oysa salgınlarla ilgili kesin olan bir şey vardır : BİTERLER...