Kentlerinlerin ana caddeleri, hikmet gözüyle bakıldığında, mezar taşlarındaki yazıları andıran tabelalarla dolu. Sinema, radyo, televizyon yayınları, duvarlar, ruh asalağı, zihin paraziti reklam ve propaganda akıntısyla bulanmış.
Din önce aklın büyük baskısı altında kaldı, daha sonra da büsbütün zayıflamaya yüz tutarak yerini yavaş yavaş felsefeye kaptırmaya başladı. İnsanın metafizik sonsuzluğuna cevap veren din, ruhta bir boşluk bırakarak, âdeta, uzayın sonsuzluğuna çekilirken, felsefe onun yerini alma ihtirasından kendini alıkoyamadı.
Sözgelimi, bir toplum, bir başka toplumu boyunduruğu altına almaya girişmişse, bunu hiç bir mantıkî söz savunması durduramaz. Yalvarış, insanların mahvolmaları, hiçbir şey, o toplumu bu eyleminden döndüremeyecektir.
Tekrar kapısını vurmalı kalbin ve ruhun. Yoksa yapma besinlerle beslene beslene vücudun aldığı hale benzer bir durumu almaya doğru hızla gitmekte ruh. Dıştan bakıldığında her şey yerli yerinde, ama bir üfürmeye görün! Püf diye uçacaktır. Ve darmadağınık tüylerin havada oraya buraya koşuşması.