Şunu iyi anlamak gerekir ki, râbıta edilen şahıs, yâni mürşid-i kâmil, Allah ile kul arasında üçüncü bir şahıs değildir. Çünkü Islâm'da ruhbanlık yoktur. Mürşid ancak, müridin kendisine örnek alması için ihsân edilmiş numûne-i imtisal bir şahsiyettir.
Nasıl ki, seyahat esnâsında bindiğimiz bir araç, gâye değil vasıta ise, bir mürşid-i kâmil de, müride kalbi eğitimi tâlim edip onun iç dünyâsını Allah Rasûlü'nün ahlâkı ile tezyin eden bir Allah dostudur. Kudsiyyet, Allâh'a mahsustur.