Râbıtanın lügatteki mânâsı, bağ, alaka ve vuslat demektir. Aslında kâinâtta râbıtasız hiçbir mahluk yoktur. Râbıta, maddi-mânevî istiâne ve istiğâseyi (yardım dilemeyi) mümkün kılar.
Diğer bir târif ile râbıta, muhabbetten ibârettir. Gönülde muhabbetin tâzelik ve zindeliğini dâimâ muhafaza ettirmektir.
"Rabbimiz her gece dünya semâsına iner*ve:
Tevbe eden yok mu, onun tevbesini kabûl edeyim? İsteyen yok mu, ona istediğini vereyim? İstiğfâr eden yok mu, onu bağışlayayım? diye nidâ eder." (Müslim, Musafirin, 168-170)
* Cenâb-ı Hak, zaman ve mekândan münezzehtir. Bu yüzden hâdis-i şerifteki "dünyâ semâsına iner" beyânı müteşâbihâttan kabûl edilmiş ve
insanlara keyfiyeti meçhûl bir şekilde, mânen yaklaşmayi ifâde sadedinde
olduğu bildirilmiştir.