Zamanın birinde Bekri Mustafa diye bir adam varmış. Hiç ayık gezdiğini gören olmamış.
Bir gün bir cenaze namazında imam ve müezzinde bir boşluk var. Bakmışlar Bekri Mustafa da orada. Cübbe var sarık var. Herşey tam tekmil,birşey zannetmişler. Cenaze namazını kıldırırmısın demişler. Bozuntuya vermemiş bizimki. Kıldırmış namazı.
Namazdan sonra tabutun yanına varmış. Merhumun kulağına birşeyler söylüyor. Cemaat "ya sen ne söylüyorsun" demişler.
Bekri Mustafa da demişki:"Sen gittiğin zaman ahirette sana sorarlar;dünya ne alemde diye. Yeni geldin anlat derler. Lafı uzatma de ki ; Bekri Mustafa imam oldu, onlar anlar...
İbadeti, tâati isteyerek, severek yap. Çok mühim bir ikaz bu.
Emir yapılır, her türlü yapılır da, bunu şimdi zorlana zorlana yapmak var, bir de aşkla, şevkle yapmak var. Tabiî bu da bir eğitim meselesi. Göz neyle meşgulse, kalb de onunla meşgul olur. Ne okuyorsun, ne görüyorsun, kimin yüzüne bakıyorsun çok önemli.