Eğer insan bir basamağı geçebiliyorsa, bunu ardında bıraktığını biliyorsa hemen bir sonraki geliyordu. Tümüyle karşılaştığınızda her şeyi kavramış oluyordunuz. Ve insan her şeyi kavradığında eylemsiz kalmıyordu: Yeni durumlarla başa çıkıyor, yaşıyor, eylemde bulunuyor, hareket ediyor, her yeni basamağın gereklerini yerine getiriyordu. Zamanda birbirini izleyen bu aşamalar olmasa ve tüm bilgi anında üzerimize yığılsa, belki aklımız bunu kaldıramazdı, yüreğimiz de.
Şunu söyleyebilirim ki, insanın kendisinden neyin ne kadar eksildiğini gün be gün hesap etmesinden, gün be gün izlemesinden daha fazla acı verici bir başka şey olamaz.
Yaşamın bir varsayımdı. Yaşlanıp ölenler bir geçmiş yığınıdır. İnsan onları düşününce, oldukları şey gelir gözünün önüne. Seni düşündüğümde olabileceğin şey geliyor. Sen bir olasılık yığını oldun, hep öyle kalacaksın.