Imre Kertesz

Imre Kertesz

Yazar
7.3/10
64 Kişi
·
162
Okunma
·
21
Beğeni
·
1335
Gösterim
Adı:
Imre Kertesz
Unvan:
Macar Yazar
Doğum:
Budapeşte, Macaristan, 1929
Ölüm:
Budapeşte, Macaristan, 31 Mart 2016
Yaşamı

Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1944'te, 15 yaşındayken Auschwitz Toplama Kampı'na gönderildi, daha sonra Buchenwald'a gönderildi. Bu acı dolu tecrübeler eserlerine büyük oranda yansımıştır.

1945'te serbest bırakılıp Macaristan'a döndüğünde tüm ailesini kaybetmişti. 1948'de gazeteciliğe başladı; ancak 1951'de çalıştığı gazete Komünist Parti'nin resmi organı haline geldi ve işten çıkarıldı. Böylece bazen fabrikalarda, bazen de Endüstri Bakanlığı'nın yayın servisinde çalıştı. 1953'den sonra serbest yazar olarak geçimi sağladı. 50'li yılların sonunda ve 60'ların tamamında müzikaller, komediler yazarak ve çeviri yaparak hayatını kazandı.Nietzsche, Hofmannsthal, Schnitzler, Freud, Roth, Wittgenstein ve Canetti gibi kendi hayatını ve eserlerini de etkileyen birçok Alman yazardan çeviriler yaptı. Başyapıtı sayılan Kadersizlik'i on yılda yazdı. Kitabını bastırmakta siyasi nedenlerle güçlük yaşayan Kertész, basıldıktan sonra da uzun süre göze çarpmadı. Brandengburg Ödülü'ne ve Gundolf Ödülü'ne sahip olan yazar 2002'de de Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı. Ünlü yapıtları Yahudi soykırımını tema edinmiştir.
Yalnızca mutlu olmak ve başka hiçbir şey olmamak... ikiyüzlülükten başka bir şey değil.
Imre Kertesz
Sayfa 49 - Can Yayınları
Sohbetler yeterli olmuyor, sözcükler hiçbir şeyi açığa çıkartmıyor. Bir şey düşünmem gerek. Ama ne?
Imre Kertesz
Sayfa 44 - Can Yayınları
İnsan savaşmaya karar verdiğinde, ne için savaştığını bilmelidir. Yoksa bunun bir anlamı olmaz.
Imre Kertesz
Sayfa 59 - Can Yayınları
Hafıza böyle bir şey işte. Sesleri birbirine monte ediyor, önemsiz olanı kesip atıyor, bulanık anlamı tamamlıyor ve belki de en güzeli, sileceğimiz şeylerin tümünü biz istemeden tekrar dinletiyor.
Imre Kertesz
Sayfa 84 - Can Yayınları
Selamıma karşılık vermedi, zaten onun Yahudilerden hoşlanmadığını çevrede herkes biliyordu. Bu nedenle ekmeğimi de biraz eksik verdi. Bu şekilde her tayından birazının kendisine kaldığını daha önceden de duymuştum. Ve bir şekilde, öfkeli bakışları ve becerikli el hareketi sayesinde onun düşünce tarzındaki mantığı anladım, yani gerçekten Yahudilerden hoşlanmasının niçin mümkün olmadığını: Aksi taktirde onları dolandırdığı gibi tatsız bir duyguya kapılacaktı. Oysa böylece görüşlerine uygun davranmış oluyordu ve davranışını yönlendiren de görüşünün tutarlılığı oluyordu, fakat bence başka bir görüşe sahip olması da mümkündü elbette.
Imre Kertesz
Sayfa 17 - Can
Körleşmekten, aldatıcı umuttan, bir algı gibi var olmaktan ve bir gün kamçı yemediklerinde ne kadar iyi durumda olduklarını iç çekerek söyleyen damgalılardan nefret ediyorum...
Imre Kertesz
Sayfa 61 - Can Yayınları
Ne olursa olsun insan her yerde yeni bir şeyi kendisine katıyor, bir toplama kampında bile
Imre Kertesz
Sayfa 119 - Can
224 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Imre Kertesz'in 2002 yılında nobel edebiyat ödülünü almasında en büyük etkisi olan kitabı.öncelikle şunu söyleyeyim,bu kitap bir roman değil,hele aşk romanı hiç değil.Bu kitap sadece roman şeklinde yazılmış gerçek bir anı kitabı,gerçek bir belgesel kitap.bugüne kadar hepimiz ikinci dünya savaşındaki kamplarla ilgili bir çok film seyretmişizdir.ama hiç biri,birebir olayı yaşayanın ağzından yaşadıklarını dinlemek kadar gerçekçi olamaz ve insanı bu derece derinden yaralayamaz.Kitapta yazar, daha lise yıllarındayken Budapeşte de üzerlerinde daima görünür şekilde taşımak zorunda oldukları,elbiselerine dikili sarı yıldız işaretli günlerinden başlayarak,Auschwitz kampına götürülüşünü,oradaki günlerini,oradan diğer kamplara dağıtılmalarını ve bu kamplarda yaşadıklarını,kendisinin ve diğerlerinin çektikleri acıları,ruh hallerini,kısaca, sonunda kurtulup eve dönene kadar olan bu bir yıllık süredeki tüm yaşadıklarını neredeyse dakika dakika,saat saat,gün gün bize kendi ağzından anlatıyor.inanın bana her satırda her cümlede her kelimede olamaz diyorsunuz.ne bir insan, bir insana bunu yapabilir.ne de bir insan bu yapılanlara katlanabilir.ama işin acı tarafı maalesef bütün bunların gerçekten yaşanmış olması.Ben her kesin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.ve okunmasını tavsiye ediyorum.
224 syf.
·1 günde·8/10
YAŞAM ÖNGÖRÜLEMEZ

“Kadersizlik” Macarlı yazara 2012’de Nobeli kazandıran bir başyapıt olarak karşımıza çıkıyor. Kendi deyişiyle her ne kadar otobiyografik bir kitap olmasa da, yazar burada kitabını otobiyografik öğeler kullanarak, 14-15 yaşında Gyuri isimli Budapeşteli Yahudi bir ailenin çocuğunun sesinden anlatıyor.

Kitapta Gyuri’nin Nazilerce yakalanışını ve Auschwitz, Buchenwald ve Zeits gibi esir kamplarında geçirdiği zorlu günleri okuyoruz. Gyuri kendisine anlatılana kadar toplama kamplarını bir eğlence olarak algılar, her şeyden habersizdir. Ona göre her şey saçma ve anlamsız gelir ve kitap boyunca sürekli gördükleri ve duyduklarıyla bir savaş halindedir. Kafkavari bir karakter söz konusudur. Bu durumu daha iyi anlamak için aslında Gyuri hakkında birkaç satır yazmak iyi olacak. Gyuri son derece sıradan bir Macar vatandaşıdır. Bencil, aile bağları kuvvetli olmayan, kızlara düşkün, dış dünyadaki olayları pek takip etmeyen bir ergendir. Bunların dışında asimile olmuş bir Yahudi’dir: İbadethanelerine gitmez, üstelik İbranice de konuşmaz. Mensubu olduğu dinin gelenek ve göreneklerini gözetmez. Nazilerin kendisini neden farklı gördüklerini bu yüzden bir türlü anlayamaz. Aynı şekilde Nazilerin Yahudi düşmanlığı da kafasında anlam bulamayan bir soru işaretidir onun için. Kendisinin de diğer herkes gibi etten ve kemikten yapıldığını düşünür.

Kamp hayatına günden güne adapte olur, hayatta kalmak için çeşitli kurnazlıklara başvurur ve bunların çoğu da işe yarar. Kendisine verilen yiyeceği son derece idareli kullanarak gücünü korumasını bilir. Açlık, yorgunluk ve hastalıklarla sürekli bir mücadele içerisindedir. Kamplarda hayatta kalması hep tesadüfler yoluyla gerçekleşir: doğru zamanda doğru yerde doğru bilgiyle başarır bunu. Kısaca, tüm bunlara rağmen yine de Gyuri’nin kaderi üstünde bir kader(sizlik) vardır. Kurtuluşu kişisel çabalarıyla olmaz, iradesi dışında bir kader sayesinde olur. Gyuri için olaylar hep gelişigüzel gelişir.

Bu kitabı benzeri diğer kitaplardan ayıran birtakım özelliklerden bahsedelim. Konu toplama kampları olunca çoğumuzun aklına “Schindler’in Listesi” filminde gösterilenler insanlık dışı uygulamalar gelebilir. Ancak burada olaylar genç bir çocuğun gözünden aktarıldığı için az önce bahsettiğim insanlık dışı olaylar bir çocuk için çok farklı algılanır. Gyuri orada gördüğü her şeyi hayatın bir parçasıymış gibi algılar. Bu şekilde algıladığı için de sürekli bir anlam arayışı içerisindedir. Evine döndüğü zaman anlattıkları herkesi şaşkına çevirirken onun için hiçbir şey ifade etmez. Kendisine kamplar hakkında yöneltilen her soruya da aynı kayıtsızlıkla cevap verir.

Neticede okuyup da pişman olmayacağınız bir kitapla karşı karşıyasınız. Ancak dediğim gibi burada Gyuri’nin gördükleri ve duyduklarından çok düşündükleri ve hissettikleri ön plandadır, bu da bu kitabı benzeri diğer kitaplardan ayıran en temel fark bence.
224 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
İlgi alanım olan yakın tarih ve bunun içinde en çok yeri kaplayan II. Paylaşım Savaşı hakkında okuduğum kitaplar içinde özel bir yeri olacaktır mutlaka ama -kitabı kitapla kıyaslamanın çok doğru olmadığını bilmekle beraber- Kosinski'nin "Boyalı Kuş" adlı romanı gibi bir beklentiyle okuduğum için biraz hayal kırıklığına uğradım.
Yazarın öz yaşamından kesitler barındıran ve oldukça düz bir anlatımla bizlere sunduğu metni, güzel olarak nitelendirebileceğim çevirisinin de etkisiyle bir solukta okuyup bitiriyorsunuz. Kitapta oldukça fazla altı çizilecek cümle ve yaşama dair felsefi yaklaşımlar var.
Ailesinden koparılarak yalnızlığa itilip, hayatta kalma mücadelesini veren henüz okul çağındaki 14 yaşında bir çocuğun gözünden savaşın yıkıcılığını görüyor böyle bir ortamda insan kalabilmenin güçlüğünü hissediyorsunuz.
Nobel almış bir yazarı tek eseriyle değerlendirmemek lazım. Zamanım ve sağlığım elverirse başka eserlerini de okumak isterim. Tavsiye edilir bir roman olarak kitapkurtlarına öneriyorum.
224 syf.
·Puan vermedi
"İnsan her şeyi kavradığında eylemsiz kalmıyordu: Yeni durumlarla başa çıkıyor, yaşıyor, eylemde bulunuyor, hareket ediyor, her yeni basamağın gereklerini yerine getiriyordu. Zamanda birbirini izleyen bu aşamalar olmasa ve tüm bilgi anında üzerimize yığılsa, belki aklımız bunu kaldıramazdı, yüreğimiz de."

Nobel ödüllü Imre Kertesz, hem Auschwitz hem de Buchenwald toplama kamplarında bir süre bulunmuş. Oradayken hem fiziksel hem de psikolojik olarak çok fazla acılar yaşamıştır. Bu yüzden yarı otobiyografik holokost romanını, Kadersizlik'in temelini ilk burada atmış olduğunu düşünmekteyim.

Eserin ortalama ve alelade bir holokost hatıralarıyla sınırlı olmadığını düşünüyorum ayrıca çünkü o zor şartlarda bile daima mutluluğun peşine düşüyor. Mutluluğu bacaların yanında, işkenceler arasındaki aralıklarda, mutluluğu andıran bir şeylerin arasında arıyor.

Bazı zamanlar sıkça hissettiğimiz bir duygu var. Sanki verili olan kaderi yaşıyormuşuz gibi bir his. Bu kitap gözünüze gözünüze sokuyor bu durumu. "Evet, var ve sen de bunu yaşamak zorundasın," diyor. Kahramanının yeni hayatına ne kadar çabuk adapte olduğu ve kaderini ne kadar hızlı kabul ettiği fazlasıyla şok edici bir durum.

Kitapta belki de en önemli kısım ise şuydu, "Hayır onların sana karşı kötü hisleri yok sadece sahip olduğun kimliğine ait," diye geçen bir cümleydi. Burada da aslında insanın insan olduğu için değer görmemesi karşısında yüzümüze çarpılan bir utancın karşılığıydı.

Eğer bir kader varsa özgürlüğün olmayacağı, özgürlük varsa da kaderin olmayacağı bir kitap. Bu iki kavram üzerine gidip gelen bir eser aslında. Kitap ile ilgili belki de en önemli şey herhangi bir zamana ait olmaması. Çağını aşmış olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz. Eve dönüş yollarının bu kadar uzun olması da ayrıca insanı üzüyor.
131 syf.
·1 günde·8/10
öncelikle şunu söyleyeyim. kitap çocukluğunda ve sonrasındaki 2.dünya savaşı yıllarında sırf yahudi olduğu için türlü acılar çekmiş,götürüldüğü Auschwitz kampından sağ olarak kurtulmayı başarabilmiş bir kişinin, (büyük ihtimalle yazarın kendisi)geçmişe dönük anılarını ve kendi iç dünyasındaki hesaplaşmayı anlatıyor.bir bakıma özellikle Auschwitz ve diğer kamplarda yaşayıp ta acı çeken,savaştan ve bu kamplardan sağ kurtulan Yahudilerin,savaş sonrasındaki yıllarda bile hala bitmeyen kendi iç dünyalarındaki korkularını da bize yansıtıyor. bir yandan da bütün bu yaşananlara kayıtsız kalmaya çalışan o dönemdeki bazı insanlara da haklı olarak sitemler ediliyor.kitaptaki kişinin, korku ve tasaları o kadar had safhalara ulaşıyor ki,aile ve sosyal yaşamında uymsuzluklar olduğu,bu durumdan da zararlar gördüğünü öğreniyoruz.kitap, okurken,uzun cümleler ve parağraflarıyla başlarda biraz okuyucunun sıkılmasına sebep olsa da ilerleyen sayfalarda akıcı olarak devam etmektedir.yani okurken başlarda biraz sabır gerekiyor.
96 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Okulun kütüphanesinde bulduğum bir kitap.Beni kendine çeken ödüllü olmasıydı.Okuyunca da içindeki eleştirilerle bunu hakettiğini anlıyorsunuz.Kitabımızın konusu gerçekte olmayan bir ülkede geçen konuları alıyor.Ülkedeki baskıcı bir polis teşkilatı insanları suçsuz yere cezalandırıp,işkence ederek insanlar üzerinde baskı kurmaya çalışıyor.Yazarımız olayı anlatırken farklı bir yol seçmiş.Anlatıcı olarak kurban değilde işkenceciyi seçmiş.İşkenceci yaptıkları suçlardan tutuklanıp idama götürülecekken herşeyi yazıp savunma yapmaya çalışıyor.Hikayede böyle başlıyor.Kitabımız dünyada olan biteni hikaye üzerinden eleştirisini yapıyor.Çok beğeneceğinizi umuyorum.Herkesin okumasını tavsiye ederim.
228 syf.
·5 günde·8/10
İmre Kertész - Kadersizlik

1998 Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan maalesef ülkemizde pek fazla tanınmadığını düşündüğüm, Macaristan asıllı yazarın benim okuduğum 3. Kitabı..
Ölmemek için yaşamak zorunda birakılan yazarın yaşanmış gerçek hikâyesi.. 2.Dünya Savaşı sırasında Alman askerleri tarafından önce Auschwitz Toplama Kampı'na götürülen, daha sonra bir başka toplama kampından sağ kurtularak yaklaşık olarak 1 yıl boyunca o toplama kampında yaşadığı hayat.. Toplama kampından kurtulduktan sonra tekrar eski hayatına dönmek için üzerinde taşıdığı bu yaşanmış acı ve insanlık için büyük bir ayıbı tarafsız bir şekilde insanlık için unutulmaması adına değil olduğu ve yazarın yaşam öyküsü üzerinde geçen roman.

Benim düşüncem yazarın toplama kampından kurtulduktan sonra normal yaşamında o yaşadığı dehşeti unutması gerektiği, bunu yaparken de yaşamasının şart olduğu için değil bundan sonraki yaşamında özgürce yaşamak adına bu kitabı yazdığını düşünüyorum.

Herkesin keyifle okuyamayacağı gerçek, çarpıcı, bir o kadar da sıradışı bir yaşanmışlık kitabı ve son bölümündeki insanlık için önemli uyarılarda bulunan bir eser..
224 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
“Ona şimdi ‘Yahudi’ olmanın ne anlama geldiğini söyleyebilirim: Hiçbir şey,benim için hiçbir şey..
Sadece verili durumlar vardır ve bunlar da içlerinde yeni gereklilikleri barındırırlar.Ben de verili bir kaderi yaşadım.Bu benim kaderim değildi ama yaşadım..”
.
On beş yaşındaki bir çocuk, toplama kamplarına götürüyor. Yeri bilmiyor çocuk, konuşulan pek çok dil var ve çoğundan anlamıyor. Ölüm odalarına alınıp alınmayacağını tahmin etmeye çalışıyor sırasını beklerken, şans diye adlandırılabilirse şanslı, çünkü onu çalıştıracaklar. En azından bugün yapılacaklar listesinde ölmek yok. Yarın? Onu da yarın öğrenecek.
.
Kimseyi suçlamıyor Kertesz. Çünkü suçun tek taraflı olmadığını söylüyor. Size acıyan da size eziyet çektiren kadar suçlu, cezalandırılan neden cezalandırıldığını bilmediği için de suçlu. Bazı şeyleri diğerlerinin üzerine yıkmadan, neden/sonuç ilişkisini vicdanlara bırakarak sadece ‘olanı’ anlatıyor yazar: Yaşadıklarını.
Düz, gösterişsiz, sakin cümlelerle.
Kampa götürüldü, açlık çekti, susuz kaldı, hastalandı, ölümler gördü. Ve bir gün kamptan bir ses duydu “özgürüz”. Bir yıldır olduğu yerden tek bir kelime sayesinde gidebildiğinde, hangi mantıklı açıklama sunulabilir ki? İşte tam da bu noktada Imre Kertesz kelimeler aracılığıyla aklımıza ufak oyunlar sunuyor: “Evet hayal dahi edemiyorsunuz, evet yaşanılan her şeyi dehşet olarak tanımlıyorsunuz. Peki sonra? Bir çözüm, bir açıklamanız yok değil mi?” sadece bu kadar. Üzerinde on iki yıl çalıştıktan ve basım için zar zor bir yayınevi bulduktan sonra Kadersizlik çıktı, yazar 2002 yılında Nobel kazandı. Kadersizlik’teki dil kadar ironik bir durum aslında..
.
Yoğun bir okuma deneyimiydi. O döneme ait öğrenilen her detay kadar da etkili, delici..
224 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kadesizlik; yazarın henüz 14 yaşındayken Auschwitz toplama kampına ve oradan da Buschenwald kampına götürülüşünü ve burada yaşadıklarını, yaşanılan acıları ve dönüşünü anlatan, bir anı niteliğinde bir kitap. 2. Dünya Savaşına ilgisi olanların severek okuyacağı tarzdan.

Yazarın biyografisi

Adı:
Imre Kertesz
Unvan:
Macar Yazar
Doğum:
Budapeşte, Macaristan, 1929
Ölüm:
Budapeşte, Macaristan, 31 Mart 2016
Yaşamı

Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1944'te, 15 yaşındayken Auschwitz Toplama Kampı'na gönderildi, daha sonra Buchenwald'a gönderildi. Bu acı dolu tecrübeler eserlerine büyük oranda yansımıştır.

1945'te serbest bırakılıp Macaristan'a döndüğünde tüm ailesini kaybetmişti. 1948'de gazeteciliğe başladı; ancak 1951'de çalıştığı gazete Komünist Parti'nin resmi organı haline geldi ve işten çıkarıldı. Böylece bazen fabrikalarda, bazen de Endüstri Bakanlığı'nın yayın servisinde çalıştı. 1953'den sonra serbest yazar olarak geçimi sağladı. 50'li yılların sonunda ve 60'ların tamamında müzikaller, komediler yazarak ve çeviri yaparak hayatını kazandı.Nietzsche, Hofmannsthal, Schnitzler, Freud, Roth, Wittgenstein ve Canetti gibi kendi hayatını ve eserlerini de etkileyen birçok Alman yazardan çeviriler yaptı. Başyapıtı sayılan Kadersizlik'i on yılda yazdı. Kitabını bastırmakta siyasi nedenlerle güçlük yaşayan Kertész, basıldıktan sonra da uzun süre göze çarpmadı. Brandengburg Ödülü'ne ve Gundolf Ödülü'ne sahip olan yazar 2002'de de Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı. Ünlü yapıtları Yahudi soykırımını tema edinmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 21 okur beğendi.
  • 162 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 203 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.