Alışıldık ve açıklamasız şeyleri yapmanın ve onların yanında yer almanın ekmeğin kabuğunu kemirmek gibi rahat bir yanı vardı. Yemeğe tuz bile ilave ederken bana neden tuz koyduğumu, tadın nesini yavan bulduğumu, nasılı beğendiğimi soracaklar, tuzun zararından bahsedecekler diye tuzluğa bile uzanamıyordum.
"Onlar hayattan değil şartlardan iğreniyorlardı. Ben bütün şartları sıyırdığımda kalandan iğreniyordum, tabakta kalandan değil ya da önüme konandan değil, tabağın kendisinden ve önüme bir şey gelmesi, konması halinden iğreniyordum. Bu tiksintim hiç hafiflemedi."
"muğlak adamların hevesleriyle
harman edilmiş tenim
sevinçler artırmışım çiçekli
ve çiçeksiz bütün dağlardan.
Sarhoşken bağrıma akıtılan yıldızlar
özümü çekip ayırmış avuntulardan.
Şimdi sana bakıyorum, kalabalık gözlerin
ağlamasan bizi utandıracak sanki dünya"
İsmet Özel