Ne tuhaf değil mi? İnançlarımızla kendimiz arasında bile kapatamadığımız bir uzaklık var. Buzul bir uzaklık. Hani sanki hem bir yerimiz kanıyor, hem de onu en serinkanlı gözlerle seyrediyoruz gibi. Kim bilir belki bu da parçalanmış kimliğimizin bir gerçeğidir.