İsrail saldırılarının yanı sıra iç savaş ile de mücadele eden Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta kitap aşığı bir kadınla tanıştırayım sizi; Aaliya. Nasıl bir kadın derseniz ;
Onaltı yaşında evlendirilmiş, iktidarsız kocasının kendi kusurunu kapatmak için kısa sürede boşayarak terk ettiği, babası tarafından sevilmeye fırsatı olmadan babasını kaybetmiş, amcası ile evlenen annesinin daha sonra dünyaya getirdiği erkek evlatların yanında hiç kıymeti olmayan, dünyayı her bir yazarın satırlarından anlamlar çıkararak öğrenmiş, kendi cevherini keşfetmiş ama ne dünyaya ne kendine güvenebilmiş bir kadın.
Kör olası kocasının ona yaptığı tek iyilik, onu terk ettikten sonra evli iken yaşadıkları evde kalmasını sağlamak olmuş. Kitaplara olan tutkusu onları okumakla sınırlı kalmamış ve yabancı dillerden çeviriler yapmaya başlamış. Çocukluktan beri o kadar sindirilmiş ki bu çevirileri birilerinin okuyacağı fikrini hiç düşünmemiş ve yıllarca yaptığı her çeviriyi kutulara saklayıp kaldırmış.
Kitaplar kadar tutkuyla sevdiği biri var ki o da onu kabuğundan çıkıp çalışması için yüreklendiren ve hayatının sonuna kadar hep yanında destekçisi olan Hannah. Aslında o da uzun uzun anlatılmayı hak eden bir karakter bana göre ama çok uzatmak istemiyorum.
Aaliyah ev sahibinin kızı Fadia başta olmak üzere cadılar diye adlandırdığı her sabah kahvelerini birlikte içen, onlara karşı mesafeli duran ama uzaktan hep kulak misafirleri olduğu,üç kadın ile aynı apartmanda yaşamaktadır. Ve günün birinde yaşanan bir olay ile bu üç kadın Aaliya'nin hayatında çok önemli bir yer tutarlar.
Bu kadınlara olan mesafeli duruşu bana şu alıntımı hatırlattı : "Uzak dursan da yakından dayanıştığın kadınlar vardır, ne güzeldir kurtlarla koşanı, sorgusuz sualsiz olanı." Bu Cenazeyi Bana Lütfeder misiniz?
Aaliya sadece dış çevresinde değil kendi içinde
Lüzumsuz KadınRabih Alameddine · Budala Kitap · 2021504 okunma