Hypatia

Hypatia
@_Hypatia
Sınıf öğretmeni
Konya-Ereğli
Adana
170 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
GİZLİ GÜCÜN İZİNDE 15 YILLIK BİR TARİHÇİ
3/10
·1168 syf.··
2020 184. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2020 21:36
_________ youtu.be/4WXhQrkcJ5I Umudumuz Şaban/ Muhtarlık konuşması __________ Sinan Meydan, bu kitabı on beş senelik bir çalışmanın sonunda ortaya çıkarmış. Gösterdiği emek, çaba takdir edilebilir; zira faydalandığım yerleri de oldu. Bunlara bilhassa laikliğin ve Osmanlı'nın Batılılaşma sürecinin anlatıldığı bölümleri örnek verebilirim. Bu bölümlerde başka tarihçilerin ve araştırmacıların konuyla ilgili değerlendirmelerine de yer verilmiş. Ortak sonuç, Atatürk'ün devrimleri, Osmanlı'nın Batılılaşma hareketinin bir sonuca varmasıdır. Ancak Osmanlı döneminde çok kararlı, kapsamlı şekilde yaklaşılmamış ve başta ulema olmak üzere yenilik karşıtı çevreler karşısında hep geri adım atılmak zorunda kalınmış. Atatürk döneminde ise bu hatalar yapılmayarak hızla devrimler yapılmış ve yüzyıllardır beklenen gelişim büyük ölçüde sağlanmış, en azından temeli sağlam şekilde atılmıştır. Atatürk'ün, en radikal görünen devrimlerini bile halka bizzat tanıtarak, tartışarak yaptığı belirtilmiş. Halkın da, kurtarıcı olarak gördüğü Atatürk'e mutlak surette güvenerek onu desteklediği örneklerle ortaya koyulmuştur. Sinan Meydan'ın Atatürk'ün inancı konusunda vardığı sonuç genel olarak şu şekildedir: Selanik'te yetiştiği sosyal ortam, gittiği dini okulda gördüğü kötü muamele, tarikatlar ve şeyhler gibi çağın gerisinde kalmış kurum, kişilerden aldığı kötü izlenimler neticesinde dine pek de araştırmadan soğumuştur. Dönemin atmosferinde Batıdan gelen Darwinist, pozitivist, materyalist fikir ve fikir adamlarından da etkilenmiş, bu da dine bakışında olumsuz etki etmiş. Suriye'de görev yapması onun inancında ilk kırılma olmuş, burada Arap dinini yani İslamın Arap yorumunu görmüş, kendi büyüdüğü Alevi- Bektaşi kültürüyle yoğrulan İslamın Türk yorumunun ne kadar doğru, güzel olduğunu anlamış
Tarih
Atatürk ile Allah ArasındaSinan Meydan · İnkılap Kitabevi · 2016302 okunma
Hypatia isimli okura yanıt verildi
Hypatia
Keşke dediğiniz gibi düzgün bir araştırma yapılsa. Mutlaka yapan birileri de vardır ama onları nasıl sindiriyorlar, neler yapıyorlar Allah bilir. Bizim sorunumuz halifelikle başlıyor. Şeriatı yanlış algılamakla, dini kulaktan dolma bilgilerle öğrenmekle. Yeteri kadar okumayan, araştırmayan bir ülke olunca malesef bu konuda yazanlar da siyaset yapıyorlar. Üzücü bir durum... Yıl 2020 ve hala din, mezhep ayrımı yapıyoruz. Atatürk’ü ve daha birçok önemli ismi buna alet etmek çok çirkin. İnsanı insan olarak kabul edeceğimiz zamanlar gelir umarım. Ve Osmanlı Devleti’ni, yöneticilerini daha iyi anlamamız lazım. Çünkü bize anlatılan hasta bir adam, harem, şatafat...
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
GİZLİ GÜCÜN İZİNDE 15 YILLIK BİR TARİHÇİ
3/10
·1168 syf.··
2020 184. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2020 21:36
_________ youtu.be/4WXhQrkcJ5I Umudumuz Şaban/ Muhtarlık konuşması __________ Sinan Meydan, bu kitabı on beş senelik bir çalışmanın sonunda ortaya çıkarmış. Gösterdiği emek, çaba takdir edilebilir; zira faydalandığım yerleri de oldu. Bunlara bilhassa laikliğin ve Osmanlı'nın Batılılaşma sürecinin anlatıldığı bölümleri örnek verebilirim. Bu bölümlerde başka tarihçilerin ve araştırmacıların konuyla ilgili değerlendirmelerine de yer verilmiş. Ortak sonuç, Atatürk'ün devrimleri, Osmanlı'nın Batılılaşma hareketinin bir sonuca varmasıdır. Ancak Osmanlı döneminde çok kararlı, kapsamlı şekilde yaklaşılmamış ve başta ulema olmak üzere yenilik karşıtı çevreler karşısında hep geri adım atılmak zorunda kalınmış. Atatürk döneminde ise bu hatalar yapılmayarak hızla devrimler yapılmış ve yüzyıllardır beklenen gelişim büyük ölçüde sağlanmış, en azından temeli sağlam şekilde atılmıştır. Atatürk'ün, en radikal görünen devrimlerini bile halka bizzat tanıtarak, tartışarak yaptığı belirtilmiş. Halkın da, kurtarıcı olarak gördüğü Atatürk'e mutlak surette güvenerek onu desteklediği örneklerle ortaya koyulmuştur. Sinan Meydan'ın Atatürk'ün inancı konusunda vardığı sonuç genel olarak şu şekildedir: Selanik'te yetiştiği sosyal ortam, gittiği dini okulda gördüğü kötü muamele, tarikatlar ve şeyhler gibi çağın gerisinde kalmış kurum, kişilerden aldığı kötü izlenimler neticesinde dine pek de araştırmadan soğumuştur. Dönemin atmosferinde Batıdan gelen Darwinist, pozitivist, materyalist fikir ve fikir adamlarından da etkilenmiş, bu da dine bakışında olumsuz etki etmiş. Suriye'de görev yapması onun inancında ilk kırılma olmuş, burada Arap dinini yani İslamın Arap yorumunu görmüş, kendi büyüdüğü Alevi- Bektaşi kültürüyle yoğrulan İslamın Türk yorumunun ne kadar doğru, güzel olduğunu anlamış
Tarih
Atatürk ile Allah ArasındaSinan Meydan · İnkılap Kitabevi · 2016302 okunma
Hypatia
İncelemeniz çok güzel olmuş, kaleminize sağlık. Bizim toplumumuzun en büyük kusuru herkesi bir din çerçevesine sokmak. Herkes inanmak zorunda değil, her inanan göstermek zorunda değil. Kendimi bildim bileli Atatürk ile ilgili hep din konuşuluyor. Yahu adam neye inanıyorsa inanıyor size ne! Sizi düşmandan kurtarmanın planını yapıp bağımsızlığını kazanmanı sağlayan lider mi? Evet. Şu anda o ve onun gibi vatan sevgisi olanlar sayesinde mi özgürsün? Evet. Eee o zaman? Din bunun neresinde? Dine bu kadar saplananlar acaba son nefeslerini verirken dine bağlı gideceklerinden emin mi! Her neyse... uzattım gereksiz yere. Atatürk’ün kişiliğine, yaptığı onca güzelliğe bakmayıp dine saplanılmasına gıcık oluyorum. Bu sadece bana göre düz kafalılık.
Süredizimsel zaman
Puan vermedi·79 syf.·
2020 178. kitabı
nsanlar anlardan oluşur belki de. İnsan kendi anılarıyla kolaj yapar çoğu zaman. Bunun adına da tecrübe denir. Anılar ve tecrübe söz konusu ise zaman düz bir çizgi olmaktan çıkar. Biz konuşurken, çağrışımsal yaklaşım sergileriz çoğunlukla. Tüm anılar toplanır o ana sıkışır sanki. Yarım yamalak görsel işitsel kokusal kanıtlar an’ı ve konuşmamızı şekillendirir. Yapıştırıp devam ederiz yaşamaya. Biraz çocukluk anıları biraz duyduğumuz hikayeler biraz eğitim kalıntıları hepsi üşüşür zihnimize. Zamanın çizgisel veya süredizimsel olduğu ise bir yanılsamadır. Süre gelen bir sarmaldır hayat. Yemek içmek uyumak ve diğer faliyetler süregelen döngünün parçalarıdır ve bize aittir. Çevresel şartlar ise bu döngü üzerinde olumlu veya olumsuz etkiye sahiptir. Freudingen bir bakış ile bakacak olursak yaşadığımız her şey bize dil sürçmeleri rüyalar olarak geri gelir ve biz o anın tüm öfkesini Sevinç’ini buna göre yaşarız. Bilinçaltı dediğimiz o Umman bizde daima etki bırakır, konuşmamıza davranışımıza yansır: “...annem, sanki haince bir alayla birleşik bir ad takmıştır bu engelli insanlara, onlara (gövde-adamlar) ve insanı (tıpkı kırkayak, karadul ya da peygamberdevesi gibi) içten içe ürperten bu adda, onun ağzında, biraz da söylerken takındığı edadan gelen, küçültücü, iç karartıcı, umutsuz bir şeyler seziliyordu belli belirsiz: Sanki suçluyordu onları, sakatlıklarını açıkça sergilemelerinin yanı sıra, yalnızca var oldukları için, o güne dek sevdiği tek adamı ondan koparıp alan bu savaştan, neredeyse ikiye bölünmüş ama canlı çıktıları için; ve bu korkunç adlandırmada belli belirsiz bir korkaklık gölgesi olduğu kadar, bir haset, kıskançlık ve acıma kokusu da vardı;..” Bilinç akışı içinde görsel deneyimlerin bize sunduğu imkanlar içinde yapılan tüm eylemler bir birikimin sonucu elbette.
TramvayClaude Simon · Yapı Kredi Yayınları · 2003155 okunma
Hypatia isimli okura yanıt verildi
Hypatia
Teşekkür ederim.