Bu kitap bana uzun zamandır aradığım o dingin hissi verdi.
Okurken Seul’ün arka sokaklarında dolaşıp, sonunda o küçük ama sıcacık kitap evinin kapısını aralamış gibi oldum.
Her sayfada kahve kokusu ve sayfa hışırtısı var sanki.
Karakterlerin kendi yaralarıyla barışma çabası, kitapların iyileştirici gücü…
Bunların hepsi bana hem çok tanıdık hem de ilham vericiydi.
Herkesin kendi iç sesiyle, kendi yaralarıyla yüzleşmesini izlemek bana da iyi geldi.
Hiç acele etmeyen bir anlatımı var; hızlı okunuyor ama içinde sessizlik taşıyor.
Koşturmacanın ortasında bir mola gibi.
Ben okurken hem huzur buldum hem de biraz kendime yaklaştım.
Bazı cümlelerin altını çizmeden geçemedim; küçük şeylerin büyük mutluluklar getirdiğini hatırlattı.
Hayatın gürültüsünden uzaklaşıp biraz nefes almak isteyen herkese öneririm.
Yavaşlığın güzelliğini hatırlatıyor.
“Bir kitap evinin kapısını araladığında belki de kendine rastlarsın” hissiyle bitti.
“Neden olmadı?”
Nora özet geçiverdi. “Üstümde çok baskı vardı.”
“Bizi yaratan şey baskıdır ama. İlk başta kömürsündür, basınç sayesinde Elmas olursun.”