Hilal

Hilal
@_Janeeyre_
#237321745 #258790103
körlük– Zorlayıcı değil, yoran bir kitap
3/10
·336 syf.·
2026 6. kitabı
Körlük benim için derinlikli değil, fazlasıyla uzatılmış bir anlatıydı. Verilmek istenen mesaj ilk bölümlerde zaten açık: İnsan zor durumda kalınca bencilleşir, vahşileşir. Ama bu fikir roman boyunca dönüp dolaşıp aynı yerden anlatılıyor ve bir noktadan sonra yeni hiçbir şey söylemiyor. Anlatım dili ise ayrı bir mesele. Noktalamasız, uzun ve boğucu cümleler “bilinçli bir tercih” olabilir ama bu tercih okuru metne yaklaştırmak yerine metinden uzaklaştırıyor. Okurken karakterlerle bağ kuramadım; isimlerinin olmaması onları simgesel kılmaktan çok silik hâle getiriyor. Acı var ama duygu yok. Sertlik var ama derinlik yok. Kitap rahatsız edici olmak istiyor ama bunu düşünsel bir sarsıntıyla değil, ısrarla üstüne basa basa yapıyor. Bir yerden sonra şok edici sahneler anlam üretmiyor, sadece tekrar ediyor. Bu da “çarpıcı” olmaktan çıkıp yorucu bir hâl alıyor. Körlük’ü bitirdiğimde aklımda kalan güçlü bir cümle, karakter ya da yeni bir bakış açısı olmadı. Sadece “Bu fikir daha kısa ve daha etkili anlatılabilirdi” düşüncesi kaldı. Benim için bu kitap, derinlik vaadiyle başlayıp zaman kaybına dönüşen bir okuma oldu. okumasam da olurmuş.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kumarbaz – Dostoyevski
10/10
·177 syf.·
2026 2. kitabı
Kumarbaz’ı okurken insanın içi huzursuz oluyor. Ama bu rahatsızlık kötü bir his değil; aksine, Dostoyevski’nin seni tam kalbinden yakaladığı anlardan biri. Çünkü bu kitap kumarı anlatmıyor aslında. Tutunamama hâlini, insanın kendine bile itiraf edemediği o zayıflığı, burada sadece bir oyun değil, insanın “belki bu sefer” diye kendini kandırdığı anları anlatıyor. Aleksey’in rulet masasına oturduğu her an, “bir kez daha” demesi tanıdık geliyor. Kumar masası burada sadece bir masa değil; insanın umutla çaresizlik arasında gidip geldiği o dar alan. Kazanırken bile kaybeden, kaybederken bile vazgeçemeyen umutsuz ve açgözlü bir ruh hâli var satır aralarında. Ve insan kendine sormadan edemiyor: Benim ruletim ne? Polina’ya duyulan aşk da en az kumar kadar hastalıklı. Sevilmekten çok kendini ispat etme ihtiyacı var. Aleksey’in Polina’ya olan bağı, insanın kendine zarar vereceğini bile bile bir şeye tutunması gibi. Ne kadar uzak durmaya çalışsa da, o masaya ya da o kadına geri dönüyor. Çünkü bazı insanlar acıya alışıyor; hatta onsuz yapamıyor. Dostoyevski bu romanda ahkâm kesmiyor. Kimseyi yargılamıyor. Sadece gösteriyor. “Bak,” diyor, “insan böyle de olabiliyor.” Bu yüzden kitap kısa olmasına rağmen ağır. Çünkü yüzleştiriyor. Okurken karakterleri değil, kendini sorguluyorsun. Kumarbaz, büyük cümlelerin kitabı değil belki ama dürüst bir kitap. İnsan zaaflarını süslemeden, makyajlamadan anlatıyor. Okuyup bitirdikten sonra bir süre sessiz kalmak istiyorsun. Çünkü bazı kitaplar bittiğinde konuşulmaz; sadece düşünülür. Ve evet… Dostoyevski yine yapıyor yapacağını: İnsanı, insana en zayıf olduğu yerden anlatıyor.
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,4bin okunma
Hyunam dong kitap evi - hwang bo - reum
7/10
·288 syf.·
2025 15. kitabı
Bu kitap bana uzun zamandır aradığım o dingin hissi verdi. Okurken Seul’ün arka sokaklarında dolaşıp, sonunda o küçük ama sıcacık kitap evinin kapısını aralamış gibi oldum. Her sayfada kahve kokusu ve sayfa hışırtısı var sanki. Karakterlerin kendi yaralarıyla barışma çabası, kitapların iyileştirici gücü… Bunların hepsi bana hem çok tanıdık hem de ilham vericiydi. Herkesin kendi iç sesiyle, kendi yaralarıyla yüzleşmesini izlemek bana da iyi geldi. Hiç acele etmeyen bir anlatımı var; hızlı okunuyor ama içinde sessizlik taşıyor. Koşturmacanın ortasında bir mola gibi. Ben okurken hem huzur buldum hem de biraz kendime yaklaştım. Bazı cümlelerin altını çizmeden geçemedim; küçük şeylerin büyük mutluluklar getirdiğini hatırlattı. Hayatın gürültüsünden uzaklaşıp biraz nefes almak isteyen herkese öneririm. Yavaşlığın güzelliğini hatırlatıyor. “Bir kitap evinin kapısını araladığında belki de kendine rastlarsın” hissiyle bitti.
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415bin okunma
7/10
·128 syf.·
2024 47. kitabı
Hayaller kurarız ve onların gerçekleşmesi için umutlar besleriz. Bazen gerçeleşmeyeceğini bile bile kafamızda bir şeyler kurarız. budur zaten insanı ayakta tutan. hayallerine ulaşabilme azmi ve hevesi ile hayata dört elle sarılırız. Yazar da kitapta işte bu konuyu ele almış. Dostluk, sevgi,çaresizlik, umut, umutsuzluk, ihanet ve hayal kırıklığını, tüm derinlikleriyle anlatmış. Ayrıca o dönemin amerikasındaki toplumsal adaletsizliği de çok güzel bir şekilde aktarmış. Kitapta bizi ne bekliyor? Diye merak ediyorsanız çok fazla spoiler vermeden kısaca bahsedeyim. Lennie ve George geçinmek için çiftliklerde ağır işlerde çalışan iki dost. George ufak tefek, sorumluluk sahibi, aklı başında bir adam. Lennie ise kocaman cüsseli, çok güçlü ve zeka bakımından baya bir geride bir adam. Aralarında karşılıksız, çıkarsız bir sevgi ve dostluk bağı var bunların. Lennie kıt beyinli olduğu için sürekli çalıştıkları yerlerde bir sorun yaratıyor ve oradan ayrılmak zorunda kalıyorlar ama her şeye rağmen George lennie 'yi hiç bırakmıyor ve göz kulak oluyor... Doğrusu kitabın sonu beni çok şaşırttı hiç öyle bir son beklemiyordum. Ee ne demişler herkes öldürür sevdiğini... Velhasıl kelam kitap beni bir tık hayal kırıklığına uğrattı. Büyük bir beklenti ile kitabı aldım. Ortaokul düzeyinde. Kötü bir kitap değil. Öyle aman aman çok güzel diyip bayılıcak bir kitap da değil. okumazsanız da pek bir şey kaybetmiş olmazsınız.
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,4bin okunma
9/10
·120 syf.·
2024 33. kitabı
Kendin yaptığın seçimlerden yaşadığın hayat mı? Yoksa ailenin/toplumun senin için seçtiği hayat mı? Anton Çehov bu konuya çok güzel, açık bir şekilde değinmiş. Yazarın okuduğum 4. Kitabı. her kitabında anton çehov’a ayrı hayran kalıyorum. Akıcı anlatımıyla ve Eleştirel yaklaşımlarıyla fevkalade bir yazar. Bu eserinde; köylü kısmını cahil olarak niteleyen, proleter kişilere ön yargılı mimar bir babanın oğlu misail’in hayatını ele almış. Misail, mutaassıplıktan sıkılıp soylu hayatını bırakır. Memur olarak işe yaramaz olacağına, bedensel emek sarf ederek proleterleşmeyi seçer. Bu kararı çevresindeki insanlar tarafından yargılanır. Ailesi ve toplum içinde dışlanmasına sebep olur. Kitapta; yazarın, toplumsal sınıflandırmaya olan eleştirisini görüyoruz. Sorgulayıcı anlatımıyla değerli bir yazar ve anlamlı mesajlar içeren çok güzel bir eseri. Ebedi zevk bakımından çok kaliteli. Keyifle okudum. Rus edebiyatını seviyorsanız, ilgiliyseniz kesinlikle tavsiye ederim.
HayatımAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20252,618 okunma